Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

29 Mayıs 2017 Pazartesi
Davulun sesi

Eğer seçimli olağan genel kurulu da olmasaydı Trabzonspor, Avrupa Kupaları ve Süper Lig’de kötü geçen bir dönemin ardından kamuoyunun gündemine en az gelen sıradan bir takım konumunda kalacaktı. Ama medyaya malzeme olan seçim sürecinin ardından Bordo Mavililer, yine içine kapandı.

12 Ocak 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Transferin en sesiz takımı Trabzonspor. Çok söz var, az iş. Yok denecek kadar az yani. Fatih Akyel’le ilgili spekülasyonlar konuşuldu o kadar. Ali Güzeldal ve Ergin Keleş’in geri dönüşleri sessiz sedasızdı. Ama transferde gerçekleşme olasılığı az olan çok şey konuşuluyor. Başkan bir ileri iki geri. 2 Ocak’ta her şey bitmiş olacaktı, olmadı. Bir ara “bu takımın transfere ihtiyacı yok” aşamasına geldi, sonra fikri değişti, “Gereken yapılacak merak etmeyin” dedi. Yıldız işinden vazgeçildi, daha doğrusu verilen sözlere karşın öyle büyük bir beklenti yok, takımın eksik yönlerine işi görecek takviye talepleri bile askıda kaldı. Seçim sürecinde konuşulanlar mı? Eh olacak o kadar! Bekara eş boşamak kolaydır örneği. “İyi teklif gelirse Fatih’i de, Gökdeniz’i de satabiliriz!” gibi bir veciz sözün ardından Başkan susuyor, belli ki “pardon, sayın başkan, sen satmaya değil, almaya gelmiştin, karıştırma!” uyarısı yapılıyor- Başkan Yardımcısı sazı ele alıyor, “-cağız, -ceğiz” sözleri, umut pompalamalar vs. Asbaşkan en temkinlileri. İşin içinden gelme, çekirdekten yetişme, alaylı yani. Başkan ve yardımcısı da işin içinden gelme ama onun avantajı camiayı iyi tanıması. Kırk düşünüyor, bir konuşuyor. Onlarınkinin tersi. Biliyor ki bir sözü kendini bağlayacak, insanlarla Trabzon’da en fazla da o muhatap olacak. Transferin söylentisi çok, kendisi yok ya Medya da artık işi kanıksadı ya zArtık öyle eskisi gibi her ortaya atılan isim manşetlere çıkmıyor, ana haber bültenlerine girmiyor. Dolayısıyla da Trabzonspor sessiz takımlar kategorisine giriyor. Gelelim devre arası çalışmalarına. Bakınız her takım iki günde bir rakip bulup maç yapıyor. En iyi antrenman maçtır anlayışı yani. Efes Cup, Akdeniz Kupası, özel maçlar derken Antalya’da medyadaki arkadaşlarımız hummalı bir çalışma yapıyor. 150 kilometrelik mesafede bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa geliyorlar. Trabzonspor burada da sessiz. Maç filan yok, kendi kabuğuna çekilmiş, çalışıyor. Bir maç var 10 güne sığdırılan o da yarın Genk ile. Maç izlesek, kafasını da anlayacağız biraz Boşnak hocanın. Örneğin Fatih Akyel’i savunmanın sağında mı, merkezinde mi kullanacak, sizleri bilgilendireceğiz. Ali Güzeldal’ın, Ergin Keleş’in, genç Aykut’un durumu nedir, bilgi aktarcağız. Ama yok. Bir bildiği var demek ki. Emrah’ın, Volkan’ın, Hasan Sönmez’in hakkında son yargısı ne, öğreneceğiz ama yok. Ser veriyor, sır vermiyor adam. Biraz da gergin sanki, çaktırmıyor ama! Haklı da yani. Geldiği günden beri eksik diye yakındığı kadrodan Eller, Kürşat, Özgür gitti. Üçü de savunmadan, en çok sıkıntı çekilen yerden yani. Yerlerine gelense, bir Fatih Akyel. Jun kayıp. Gökdeniz Mart, Yattara Şubat’ın ortasına kadar yok. Mehmet Yılmaz’ın kafası hala karışık. İçinden çıkılmaz bir durum. Tam 10 gündür Trabzonspor’la ilişkileri pamuk ipliğine bağlı Boşnak hocanın. Koptu kopacak. Sanki her an kopacak. Hedef, “Dünya takımı gibi” büyüktü, bugün Trabzonspor sorunlarıyla boğuşan, kendi içinde sıradan. Ah ah ah, davulun sesi dışardan insana ne de güzel geliyor.