ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Bir Trabzon klasiği!

02.11.2005

Gördüklerini, okuduklarını ya da duyduklarını gerçek anlamından farklı yorumlayanlar için söylenecek iki söz vardır. Birincisi; anlamıyorlar. Bu doğal bir durum, yadırgamamak gerek. Kapasite meselesi yani, ancak çapınca değerlendirme yapabilir bazıları. İkincisi ve tehlikeli olanı şudur; isteyerek, bilerek ve özellikle farklı yorumlama. Çünkü burada kasıt vardır, ekonomik ya da siyasal çıkar vardır, şark kurnazlığı vardır.

Maalesef son dönemde özellikle Trabzon’da ikinci kategoriye giren çokça insan, gazete sütunlarında, televizyon ekranlarında boy gösteriyor. Sanıyorlar ki; çapsızlıklarını kuru gürültüyle gizleyecekler ya da kullandıkları tahrik unsuru sayesinde kendilerine seviyelerince yanıt verilecek. Sansınlar, geçelim. Geçelim diyoruz ama olmuyor işte. Bir görüşe karşı olmak, o görüşe saygı duymamayı gerektirmiyor ki! Anlatabilsek sorun çözülecek, anlayan kim? Trabzon’da son dönemde Atay Aktuğ yanlılarıyla karşıtları arasındaki cephelerde saflar çok keskinleşmiş. Bir de yanlıların da, karşıtların da doğrularını destekleyip, yanlışlarına eleştiri getiren bir kesim var. Ancak en zor durumda kalanlar da onlar. Ne camiye, ne kiliseye örneği. “Doğruya doğru, yanlışa yanlış” deniyor. “Hayır, olmaz” diyorlar. Hangi taraftaysan, o tarafında doğrusunu da, yanlışını da kabulleneceksin. “Doğrusun” dediğinde alkışlıyorlar, yanlışlarını yüzlerine vurduğunda birden hırçınlaşıyorlar. Gazete gazete, televizyon televizyon dolaşıp karalama kampanyası başlatıyorlar. Muhatap alınmadıklarında da daha bir çirkefleşiyorlar. Şu ya da bu nedenden ötürü birbirlerini “yeme” konusunda gözleri öyle kararmış ki, kurumun sezon başından beri uğradığı haksızlıklar hiç umurlarında değil. Trabzonspor’un son hafta hariç 10 maçının hakemlerine bakalım. En kötü puanlı hakemler: Gaziantepspor maçı, Zafer Önder İpek, V. Manisa maçı Oktay Demiray, Samsunspor maçı İsmet Arzuman, K.Erciyes maçı Fırat Aydınus. En kötü puanlı ikinci hakemler: Kayseri maçı, Bülent Demirlek, Konya maçı: Cüneyt Çakır, Malatya maçı Erol Ersoy. En kötü puanlı 3. hakemler:Sivas maçı Serdar Tatlı, Galatasaray maçı Yunus Yıldırım. En kötü puanlı 4. hakem: Metin Aydoğan Akaragücü maçı. Trabzonspor’un 10 maçta kayıp puanı: 15 Dün Hakan Can yazdı. Anelka’nın Beşiktaş maçında Koray’ın topuğuna tıklaması, Konya maçında el-faul Özden’i avlaması, Nobre’nin Rize’deki eli, Alex’in Gaziantep maçının son dakikalarında emeğinin hakkını(!), emeğin başkentinden gelen Cem Papila’nın vermesi vs. Tamam hepsi hata ama, hepsi de kazanç, ilginç. Trabzonlular birbirini yiyorlar hala. Öylesine ki; Trabzonspor’la iki yıllık sözleşmesi olduğu halde bir futbolcuya imza attırıp ona verdiği parayı, ceza alacağı “tüyosunu” aldıktan sonra geri isteyen Aziz Yıldırım’ı, bırakın başarısızlığını bir yana tüm spor kamuoyunun en azından bu konuda haklı bulduğu kendi başkanları Atay Aktuğ’a karşı destekleyebilecek kadar ipler kokmuş, kişisel çıkarlar kurumsal çıkarların önüne geçmiş. Bu camia böyle işte, ne yaparsınız? Bir Trabzonspor klasiği yani!