Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Bir mucizenin öyküsü

Trabzon kentinin bir grup genci, Trabzonspor’da bizim bakış açımızla en azından şimdilik can sıkan, ancak yönetime göre “başarı dolu güzel günleri getirecek yoğun çalışmaların” oluşturduğu gündemin gölgesinde sessiz sedasız bir mucizeye imza attı.

08 Haziran 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

2 yıl önce kurulan eski adıyla Trabzon SSK, yeni adıyla Trabzon Fatih Hastanesi Voleybol takımı, Deplasmanlı 1. Voleybol Ligi’ne yükseldi. Öyle böyle bir mucize değildi bu: Voleybol Ligi’nde ilk kez hem bir Trabzon hem de bir hastane takımı mücadele edecek. Mucizenin mimarı, SSK Hastanesi Başhekimliği görevine geldikten sonra, hastanenin fiziksel konumunu geliştirmenin yanı sıra sosyal faaliyetlere de önem vermek olan eski basketbolcu Opr.Dr. Atilla Yılmaz. Yılmaz, kısıtlı olanaklarla spor kulübünü kurdu ve Bölgesel Voleybol Ligi’yle işe başladı. “Başarıdan, skor üretmekten daha çok, futbolda üstünlüğünü taraflı tarafsız herkese kabul ettirmiş olan Trabzonlulara salon sporu kültürünü aşılamayı amaçlayan” Yılmaz ve arkadaşları, kısmen bazı kurum ve kuruluşların, genel olarak da, hastane olanaklarıyla işi buraya kadar taşıdı. Bu büyük mucizeye kadar farkında olmayanlara itiraf edelim biz de dahil- kendilerini kabul ettirmeyi başardı. Validen sivil toplum örgütlerine, milletvekillerinden ilgili bakanlara kadar herkes, sevince ortak oldu. Artık külfete ortak olmanın zamanı geldi. Bu takımın ilk sezonunda ligde kendini kabul ettirerek, gelecek sezonlarda daha büyük hedefleri kovalaması için kadrosuna takviye şart. Antrenör Nuri Hazaroğlu, iyi bir pasör, bir pasör çaprazı ve bir libero ile takviyenin, sorunları ciddi biçimde çözeceğini düşünüyor. Bunun için de bir bütçe yapılmış: 750 bin ytl Yani, 750 milyar. Trabzonspor’da geçen sezon 3.5 milyon euro bonservis bedeliyle alınıp çok zarar etmeden elden nasıl çıkarılacağı için formül aranan oyuncuya harcanan paranın onda biri yani. Devre arasında transfer edilip oynadığı tek maçta 4 gol yiyerek artık diğerleri sakat olmadıkça kulübeye dahi giremeyen kaleciye bonservisi dahil ödenen paradan az bir maddi külfetten söz ediyoruz. Ya da, yine devre arasında kulübünün bir faksla talep ettiği 400 bin dolarlık bonservis bedeli nasıl olduysa bir anda 900 bin dolara çıkan, şimdi de gönderilmesi için kulüp aranan oyuncunun maliyetinin yarısı kadar bir ücretle sorun çözülecek özetle. Başkan ve yönetim kurulunun kişisel çabaları, Trabzon desteklemediği takdirde işi götürmeyi asla olanaklı kılmaz. Ama, büyüklük yarışında futbolda boy ölçüştüğü voleybol ligindeki Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş ile “büyük kulüp” yarışında da varolması gereken Trabzonspor, bu konuyu gündemine getirebilir. Fikir jimnastiği yapıyoruz burada, zafer elde edildiğinde, kutlama törenlerinde fotoğraf kareleri ve televizyon görüntülerinde kendilerine yer bulanlar, verdikleri sözlerle ilgili somut adımları zaman geçirmeden atabilirler, değil mi? mı? O halde: “Haydi Trabzon göreve!”