Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Ocak 2017 Salı
Bir gariplik var bu işte!

Trabzonspor’un, daha önce fikir jimnastiği yaptığımız nedenleriyle pek içimize sinmeyen Gerede kampından sonra İsviçre’deki çalışmalarının hakkını verelim. Her ne kadar transferdeki fiyaskonun gölgesinde kalsa da, gerçekten de mükemmel denilebilecek bir ortam ve düzeyde gidiyor burada kamp çalışmaları.

09 Temmuz 2005, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Şenol Güneş’in, yardımcıları ve futbolcularıyla diyaloglarında bir psikolog, bir mentör havasında ve tam bir uyum içinde olduğunu gözledik. Yerinde esprileriyle, çalışma esnasında taviz vermeyen yapısının ve gereğinde yaptığı sert uyarıların gerginleştirdiği ortamı çok rahat yumuşatabiliyor. Bu durum futbolculara çok net biçimde yansıyor. Çalışma arzularını üst düzeye çıkarıyor. Birbirleriyle tam bir kaynaşma halinde, esprinin de, çalışmanın da hakkını bize göre veriyorlar. -tatlı dil - yılan ilişkisi, yani!- Dağların eteğinde çok küçük diye nitelenebilecek Egerkingen Kasabasında, hava koşulları; izleyenler için pek çekilir gibi olmasa da, çalışmalar için tam istenen şekilde. Çoğunlukla yağmur ve mevsim normallerinin altındaki sıcaklık, futbolcuların bunalmadan antrenmanları tamamlamalarını sağlıyor. Nem hiç yok. -Trabzon’a döndüklerinde bu nedenle uyum sorunu yaşarlarsa şaşmayın!- Yemek sorunları yok, İsviçre’ye götürülen kulübün aşçısı, istediklerinde kuru fasulye -pilav, istediklerinde mercimek çorbası vs mönüden arzuladıklarını eksik etmiyor. İlk hazırlık maçı da gösterdi ki, Trabzon cephesinde değişen bir şey yok. Bu değişimsizliği farklı boyutlarda ele aldığınızda taraftar açısından bir keyif verici, bir de umutsuzluk kaynağı durum ortaya çıkıyor. Keyif veren yönü; sergilenen futbolun kalitesi, mücadele azmi, forma kapma savaşının boyutu gibi faktörler. Bu durumun hakkını Şenol Güneş de verdi zaten, “Geçen yılki performanslarından çok fazla şey kaybetmediklerini memnuniyetle gördüm” diyerek. Aynen biz de katılıyoruz. Değişimsizliğin direk yansıdığı ve taraftarı umutsuzluğa ittiği durum ise transfer. Geçen sezon devre arasında gönderilen Thijs bile zamanında transfer edildiği için büyük bir heyecan yaşatmıştı taraftara. Adem’ in, Celalettin’in kattığı havayı anımsayın. Ya bu sezon; henüz tek transfer. O da, patlama beklenen Tolga’nın yerine. Bu taraftar en yetkili ağızlardan bir beklentiye sokuldu. Teknik direktör, “Kadroyu muhafaza edip, bir kaleci bir santrafor alacağız”, Başkan ve transfer komitesi “Gerekenin en iyisi yapılacak.” dedi. Tolga gitti, bir de stoper ihtiyacı çıktı. Bir kaleci alındı, o da B Planıyla! Forvet ve stoper işinde, “A ve B olmadı, C planı” devreye sokuldu. Önerimiz şu; transferi unutun, en azından şimdilik bu yüzden moralinizi bozmayın ve “eski Trabzonspor’a” bakın! Şenol Güneş de öyle yapıyor çünkü. Böyle bir ortamda, böyle neşeli bir ruh hali Bir gariplik var gibi bu işte. Ya da bir bildiği! Umarız bir bildiği vardır. Yoksa, geriye tek olasılık kalıyor: Bir fırtına öncesi sessizliği! Ne dersiniz!