Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

30 Mart 2017 Perşembe
Bindik bir alamete!

Diplomatik hamleler bir satranç oyunu duyarlılığında yapılıyor. Geçen bunca zamana, yaşanan onca gelişmelere karşın henüz şah çeken yok! Ama piyonlarla tehdit bitmiş, taraflar birbirlerinin önemli taşlarını yemeye çalışıyor. Şimdilik fil - kale - at tercihleriyle uğraşılıyor. Şah çekmek bir yana henüz vezirler bile tehdit altında değil.

26 Temmuz 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Ne kuraydı ama! Böyle bir döneme denk düştü Türk tarafından Trabzonspor ile Rum tarafından Famagusta maçı. Üstelik ilk maç deplasmanda. Sonuçta sportif bir olay ama arkasında bilinen bir gerçek de var işin. Diplomasi ister istemez devrede.Trabzonspor “giderse” onlar da “gelecekler!.” ve Trabzonspor şu ya da bu şekilde bu durumun doğal sonucu oluşan engelleri aşarak geldi, bombayı onların ellerine verdi. Onlar da, ne olursa olsun olağan karşılanması gereken önlemlerle görevlerini, -özellikle söylüyoruz; maç gününe kadar- eksiksiz yaptı, konukseverlik gösterdi, “bir hafta sonraki karşılığını” beklemeye başladı. Bunlar bir spor müsabakasına bulaşmaması gereken siyasal gerçekler. Yadsıyamıyorsunuz, yok sayamıyorsunuz. Ama sportif değerlendirme yapmak gerektiğinde söylenecek ilk sözler şunlar: Hepsi yalan bu gerçek. Türkiye’nin 4 büyük takımından biri olan Trabzonspor’un, ikinci kez yakaladığı Şampiyonlar Ligi’ne girme şansını kullanıp kullanmayacağını belirleyecek olan 2 elemeli maçın 4 önemli sınavının ilki bu akşam. Gönül isterdi ki Trabzonspor, bu sınava çıkarken transferle ilgili tüm görevlerini tamamlamış, tam kadro hazır olsun. Olmadı, neredeyse geçen sezon ön elemeyi kaybettiren kadro eldeki. Petkoviç - Jefferson değişikliği. Eller’in hazır olup olmadığına yönelik kaygılar. Fatih yok, Tolga Seyhan yok. Belki de daha eksik bir kadro yani. “Transfer Komitesi içi çekişmelerin neden olduğu bu durum, olası bir olumsuzlukta şöyle değerlendirilecek taraflar arasında: “Aldılar da istemedik mi, ya da oynatmadık mı?” Yanıt: Kararlılıkla istedi de almadık mı?” Transfer konusunda “bedeli ödeyecek ya da kaymağını yiyecekler” olacak. Ama bir gerçek var ki, bugünkü karne sadece kırık değil, çok kırık.-Geçen gün bize Obina’yı aldıklarını söyletmişlerdi, bugün Çek Thomas deniyor, onların yalancısıyız.- Tabiki beklenti ve dilek, gelişmelerin böyle bir tartışmayı doğuracak boyuta ulaşmaması. Ama yine de hazırlıklı olmak gerek. Rum takımı kapalı kutu, kendisini çıplak gözle izleyen Trabzonsporlu teknik adamları yanıltacak kadar yani. Onlar, “Dinamo Minsk” diyordu, Famagusta çıktı. Bu nedenle ilk maç çok önemli, atılacak gol ya da goller rövanş için altın. Onlar da bu altını bulmak için atmaya çalışacaklar. İyi savunma yapılıp, bir Trabzonspor klasiği olan kontratak futbolu etkili biçimde uygulanırsa, iş pek de zor gibi durmuyor. Burada maçın sportif yönünü kenara bırakalım, özel duruma da bir bakalım. Karşılama saygılı. -Özellikle yönetici ve medya mensuplarından 4 saat önce Larnaka’ya inen sporcu kafilesine çok daha ciddi fazla koruma ve çok daha fazla özel özen- Pasaport, vize ve gümrük işlemleri olabildiğince çabuk. Havaalanından otele transfer, önde ve arkada eskortlar eşliğinde. Sokağa çıkmaya, “mümkünse tek tek değil, grupça!” ve “güvenlikçi eşliğinde” önerisi. -Eee, hassas dengeler. “Bizim de holiganımız, haydutumuz var, onlar yüzünden mahçup olmak istemeyiz” havası bir anlamda!- Havaalanı ve oteldeki haritalarda, kulübün internet sitesinde olduğu gibi karşı tarafa (!) ait bölgenin belirtildiği kırmızıdan kan damlamıyor, sınırları gösteren bir “temiz” çizgi sadece. İlişkileri zedeleyecek bir ima dahi göremedik. Yönetici ve gazetecilere aynı katta oda ve güvenlik görevlisi. Otel kapısından kuş uçmuyor. Bizdeki “Seyyar satıcılar!” ıslık çalarak dolaşıyor, hiç de kendilerini belli etmiyorlar. Trabzonspor dış dünyaya kapılarını kapattı. Otelden çıkış “kural olduğu üzere sadece” maçın oynanacağı statta ve başlayacağı saatteki antrenman için. Trabzonspor’da, rakibinde, şehirde, bir sessizlik ki, çok garip! Ve ne Trabzonspor’un performansı, ne de stadyumun “malum nedenlere” dayalı ortamıyla ilgili bir öngörümüz ne yazık ki yok. Özetle; “Bindik bir alamete!” Olası her şeye ya da hiçbir şeye (!) hazırlıklı gidiyoruz.