Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
“Koyverup gideli” bir yıl olmuş yaa!

“Bazıları farkına varmadan yaşıyor ve farkına varmadan ölüyor. Ben yaşarken ölümün farkına varanlardanım!” demişti o illet hastalığa yakalandığı, 33 gibi delikanlılık çağı olarak nitelendirilecek genç yaşında. Çok da gitmedi zaten, Şenol Güneş’in dediği gibi, “Doğuda doğmuş, batıda ölmüştü. Yeniden doğuya gidiyordu ve yeniden doğacaktı.”

25 Haziran 2006, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

“Koyverup gideli” tam bir yıl olmuş yaa! Koca bir yıl... Sanki dün gibiydi. Cenaze töreninde konuşan Sunay Akın’ın sözleri hala kulaklarda: İnsanlar doğduklarında eşitlenir ama ölüm, seçkin insanları diğerlerinden ayırır!” Evet o bir seçkindi ve ayırmıştı Kazım Koyuncu’yu diğerlerinden ölüm. Farkı İstanbul ve Hopa’daki cenaze törenlerinde, adına düzenlenen anma günlerinde gecelerinde görülmüştü. “Soytarılaştıranlara inat” Karadeniz türkülerine “damardan” hayat veren, aydın, demokrat, yurtsever bir sanatçıydı. Ülke müziğine evrensel boyutlarda daha çok katkıları olacaktı. Ama o illet hastalık vardı ya... Hani Çernobil’den sonra Karadeniz’in baş belası olan... Bölgedeki hemen her evden, yedisindekiyle yetmişindekini ayırmadan mutlak bir can alan hastalık hani... Evet, o işte, izin vermedi ona. Renklerine “secde edecek” kadar da Trabzonsporlu’ydu, popülist davranıp İstanbul’un nimetlerinden daha çok nemalanmak varken üstelik. Ölümünden birkaç gün sonra, “bu sene şampiyon olamadıktan, kupayı alıp mezarına gidemedikten sonra onun tüm emeği haramdır bize” demişti, renkdaşları. Ama bilseydi ki; Trabzonspor’da hiçbir şey onun “koyverup gittiği” günlerdeki gibi değildi. Trabzonsporlu bazılarının, yol açılışının siyasal, cenaze töreninin sosyal bir olay olduğunun ayırımına varamadığını, yol açılışının Trabzonspor’u siyasallaştırdığını, cenaze töreninin sosyalleştirdiğini anlayamadığını bilseydi... Bu anlayışın hakim olduğu kurumun bu bir yıl içinde takıma sefilleri oynattığını görseydi... Şu kongre sürecini bir yaşasaydı... Kurumda gerçekçiliğin değil, vaat yağmurunun prim yaptığına tanık olsaydı... Ne derdi acaba? Yıldız vaadinin kongre salonunda kaldığını bilseydi örneğin, eminiz ki, “Kurum içi dengeleri bozamayız!” gerekçesine iç çeker, eski yönetici Hayrettin Hacisalihoğlu’nun, “Kurum içi dengeleri bozmak ne demek, yıldız alacaksınız, yıldızcık değil!” sözleriyle teselli bulup, bıyık altı gülerdi inanın. Çok gülerdi Trabzonspor yönetiminin “yıldız transferi” için, “dengeleri bozmamak koşuluyla” Dünya Kupası maçlarının sona ermesini beklediğini. Kayserispor’un, Gençlerbirliği’nin makul fiyatlarla Dünya Kupası öncesi anlaştıkları kupada boy gösteren oyunculara imza attırırken, bunlar uyanık ya; talip olduklarını, “kötü oynayıp”, fiyatları düştükten sonra alacaklarını bilse kasıkları ağrırdı gülmekten. Sonra “Szymkowiak mucizeler yaratacak fiyatı artacak”, satacaklar ya, bu ticari dehalara hayret ederdi valla... İşte böyle sevgili Kazım burada işler. Neyse boşver! Sevdiğin Trabzonspor’da işler kötü de olsa, sevenlerin bugün mezarının başında olacaklar. Bordo-Mavili formanın gerçek sahipleri seni kucaklayacaklar ve senin şarkılarını söyleyip, şiirler okuyacaklar: “Dev bir dalgadır Karadeniz/ Hırçın, asi, heybetli./ Çocuklarını da kendine benzetmiş hani/ coşkulu ve dingin/ Düşmana kartal/ Dosta güvercin/ Güneşe tutkun/ Biliyoruz/ Bir yıldız yağmuruna tutulacağız/ Toprak çökecek/ Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız/ “Hayde” diyeceksin Ernesto gibi/ Gidelim/ Yıldızların çok olduğu/ Bir gökyüzü altına ... ..Ve söz verecekler sana: “Seni türkülerinle, Trabzonspor sevdan ile yaşatmak boynumuzun borcu olsun” diyerek. Nur içinde yat sevgili kardeşim.