Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
‘Dostluk kazansın!’

Tabii ki, dostluk kazanmalı. Ama aynı ilin, aynı bölgenin takımları arasında oynanan maçlar öncesinin geleneksel bu dileği, yazık ki çoğu kez sadece söylemde kalıyor.

22 Nisan 2006, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Çünkü; ya “Birkaç kendini bilmez taraftar!” sekteye uğratıyor “dostluğu!” ya da hakem hataları engelliyor beklentilerin gerçekleşmesini. Sorunun özünde tarafların, rekabetin kurallarına uygun yapılmasını engelleyen unsurlara karşı zaafı ve koşullar ne olursa olsun, “Spor dostluk, barış ve kardeşliktir” anlayışının samimi olarak benimsenmemesi gerçeği yatmaktadır. Bütün bu nedenlerden ötürü, bu tür maçlar öncesi nutuklar atılır, “Dostluk kazansın!” diyerek. Ama istisnalar hariç, söyleyenin yüzünden okuyabilirsiniz gerçek düşüncesini. Bu akşam Fenerbahçe-Galatasaray, yarın da Ç.Rizespor-Trabzonspor maçları var. Kamuoyu günlerdir medya organlarından yapılan “Dostluk kazansın” çağrısıyla meşgul edilmektedir. Fenerbahçe-Galatasaray ve Ç.Rizespor-Trabzonspor maçlarında “dostluk kazansın” tamam da, örneğin bir hafta önceki Vestel Manisaspor-Fenerbahçe, Trabzonspor-Diyarbakırspor, Galatasaray-Ç.Rizespor maçlarında kazanmasın mı yani! Neden o maçlar öncesi değil de, bunlar için bu dilekler. Demek ki, dostluktan yana bir kaygı, tarafların birbirine güvensizliği söz konusu. İşte bu yüzden dostlukla ilgili popülist yaklaşımları bir kenara bırakıp kendi gerçeğimize dönelim. Futbol Federasyonu’na her hafta hemen hemen bütün stadyumlardan, çirkin tezahüratlar nedeniyle trilyonlar kazandıran disiplinsizlik ve takımlara para, saha kapama, seyircisiz oynama gibi çok ağır bedeller ödeten maçların olası sonuçlarına yani. Galatasaray yenerse lig biter ve şu durum çok net biçimde bir kez daha kanıtlanır: Bazı insanlar için paradan daha önemli değerler vardır. Bir işte sonuç üretebilmek için teşvik edici unsur paradan çok inanç ve hırstır. Bundan gereken ders alınmalıdır. İki sezon iyi performans gösterdiler diye günü gününe aldıkları ücretleri beğenmeyip, neredeyse her kazandıkları maçtan sonra iyileştirme isteyen, istediklerini elde ettikten sonra da beklentileri kalmayan ve bu nedenle sahada ruh gibi dolaşıp camialarına hayal kırıklıkları yaşatanların bu derse çok büyük gereksinimleri vardır. Fenerbahçe’nin kazanması, ligin zirvesinde heyecanın sürmesini sağlar ki, bu maçın değerlendirmesini ilgili arkadaşlara bırakıp Trabzonspor Çaykur Rizespor maçına dönelim. Trabzonspor, bu sezon hedeflerini çok kısa sürede tüketen ve sonunda UEFA Kupası’na katılma şansıyla yetinmek durumunda kalan bir kulüp. Üstelik, bu hedefi yakalamaya çalışan rakiplerince kendisine birkaç kez “altın tepside” sunulmasına karşın elinin tersiyle iten de bir takım ayrıca. Trabzonspor’a bu kez galibiyet dışında bir sonuç yaramayacak gibi. Rizespor da kazanması halinde rakiplerinin durumuna göre ligde kalmayı matematiksel olarak garantileyebilir. İki tarafın da kazanmak için oynamaları, kontratak futboluna uygun çabuk adamlara sahip Trabzonspor için avantaj olarak kabul edilebilir. Açık konuşsalar, “Dostluktan önce bizim kazanmamız gerekir” diyecekler ki, maalesef gerçek olan da bu. Biz yine de anımsatalım: “Spor dostluk, barış ve kardeşliktir”