ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Şifre olsa da

21.05.2006

Fenerbahçe niye hep daha çok konuşuluyor, didikleniyor? Eleştirisi de, övgüsü de, sevgisi de, nefreti de niye aşırıya kaçıyor? Sorunun cevabı şu geçirdiğimiz haftada, gözümüzün önünde. Olağanüstü bir süreçle, şok edici son hafta skorlarıyla şampiyonun ve küme düşenin belirlendiği ligin bitişi sadece 1-2 gün yaşanabildi. Önce Daum, sonra da Aziz Yıldırım’ın açıklamaları sıranın en önüne geçti. Fenerbahçe’nin haberciler, yorumcular için en iştah kabartıcı yemek olduğunu bundan güzel ne gösterebilir?

Fenerbahçeliler 2. travmayı yaşıyor. Aziz Yıldırım yine ağlatarak görevini bıraktı. Kararı 4 günde verdiği iddia ediliyor. Peki 4 günde verilebilir mi? Ya da kendileri için bu kadar acı bir lig sonunun ruh haliyle ne kadar sağlıklı olabilir? Taraftarları, atlatılması zor dönemden geçiyor. En çok ihtiyacları olan, metanetiyle onları ayağa kaldıracak başkanları. Hem de tüm sezonun saha dışı bilançosunu çıkarıp, bu sistemi yozlaştıranlarla yüzleşmesini beklediği bir başkan. Aziz Yıldırım’ın kararı bu umutları kökünden kopardı. Yıkıcı, kırıcı ve moral bozucu. Ama daha da önemlisi Fenerbahçe tarihinin en sağlam, kararlı ve iyi dönemini yaşasa da yine bir sezon o bela klişelerinin gösterisiyle sonlandı: Teknik direktörü ve başkanı ayrıldı. Camianın lobi karşısında etkisiz kalmasını, teknik anlamda yaşanan sorunları, transferdeki eksik ve hataları değerlendiremeden odak yer değiştirdi. Aziz Yıldırım’ın daha “büyük” bir planın parçası olarak görevi bırakıp bırakmadığını öğrenmek için beklemek zorundayız. Aslında konuşmasında bu yönde ipuçları verdi. Yapabileceğimiz tek şey tahmin yürütmek ve neyin Fenerbahçe’yi geri dönüşe itebileceğini, neyin o kör çukurdan kaçmasını sağlayabileceğini tartışmak. Ligi 2. bitirmek kısa vadede Fenerbahçe için kayıplara yolaçtı. Şampiyonlar Ligi ve hatta UEFA dışında kalma riskini artırdılar. Oysa hala en önemli şey lig olmalı. Türkiye içinde halletmeleri gereken işler var. Sezona erken başlamak zorundalar ve bunun getireceği teknik ve manevi sorunlar ile lig baskı altına girecek. Bu açıdan, hele teknik direktörünü değiştirme kararı vermişken zaten Aziz Yıldırım’ın güvenoylamasına gitmesi gerekiyordu. Bu, olası bir erken elenmeye karşı tüm sezonu kaybetmemek için gerekliydi. Ama o, görevi bıraktı. Durumları içinden çıkılmaz hale soktu. Yeni başkan ve yeni yönetim kurulunun bu sezon için şansı yok. Zira 1.5 ay içinde teknik direktör ve transferi belirleyecekler, çözecekler ve takım hazırlanıp ön eleme maçına çıkacak. Bu koşuşturmadan teknik anlamda da iyi bir ürün çıkmaz. Kaldı ki Fenerbahçe ileriye dönük başkan ve yönetici alternatiflerini hazırlayamıyor. Varolan isimlerin tarzı, vizyonu eskilerden farklı değil. Aziz Yıldırım’dan fazlasını verebilecek ve tüm planlarını somut verilerle taraftara net biçimde sunacak isimler gerek. Yapamıyorlar. Mevcut yönetim kurulu bu görevi taşımak zorunda. Toplu istifa, çözülmeler de kaos demektir. İlk sorun içeriden doğru başkanı seçmek. İkincisi, artık o yönetimin medyaya, kamuoyuna karşı bir Aziz Yıldırım zırhı olmayacak. Sessizlik Fenerbahçe için en önemli strateji. Ne kadar az konuşan olursa o kadar güçlenir. Bunu Aziz Yıldırım sağlıyordu. Şimdi bireylerin inisiyatifinde. Halkla ilişkiler politikası çok daha öncelikli. Aziz Yıldırım’ın veda konuşmasından anlaşılan o ki, 3 sezondur iyi bir plana oturtulan transfer politikası devam edecek. Fenerbahçe için teknik direktör seçmek o kadar kolay değil. Teknik direktör iç dinamikler ve dış saldırılarla da boğuşabilmeli. Aziz Yıldırım futbol takımı ve teknik direktörünün de koruyucusu idi. Dış faktörler tirbünleri ve yönetimini ne kadar etkisi altına alsa da o, bunların takıma sızmasına izin vermiyordu. Yönetim kurulu bunu ne kadar sağlayabilecek?
0 YORUM