Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

11 Aralık 2016 Pazar
Zidane bize kafa atsana!

Yaşı bana yakın olanlar ve bizden büyükler hatırlar. 1982 Dünya Kupası’nda sahanın her yerinde İtalyanlar’dan tekme yiyen Maradona, Gentile’nin kasığına tekmeyi patlatıp kırmızı kartını gösteren hakeme bakmadan istavroz çıkararak sahayı terk etmişti. O maçı Samsun Çiftlik’teki Adnan’ın kahvesinde izleyen biz gençlerin de ‘yüreğinin yağı’ erimişti.

14 Temmuz 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Zinedine Zidane, ‘eski zaman kabadayıları’ gibi montunu omzuna asarak, yaptığının yanlış olduğunu, gençlerden ve çocuklardan özür dilediğini, ama Materazzi’den özür dilemediğini açıkladı. Zidane bu duruşuyla -Batılılar cool diyor, biz bunu vurdumduymaz diye çevirelim - diyordu ki; “Abi onu bunu anlamam, ben o kafayı aynı durumda her zaman atarım.” Zidane’ın attığı kafa en azından benim çevremde ‘çok olumlu’ karşılandı. Bu mesele üzerine konuştuğum tanıdıklarımın tamamına yakını, atılan kafayı haklı ve meşru buluyordu. Bu biraz kafamı karıştırdı doğrusu. Sonuçta nereden bakarsak bakalım Zidane’ın yaptığı apaçık şiddetti. Ve bu mikro şiddetin olumlanması yine nereden bakarsak bakalım olacak iş değildi. Bunun Zidane gibi bir ikonanın gençlere kötü örnek olmasıyla falan bir ilgisi yok. Bu insanlığın bir türlü başa çıkamadığı en eski sorunlarından, intikam alma dürtüsünü aklımızın kontrolüne alamamamızla ilgili. Ve gerçekten tehlikeli olan da bu. Şimdi biraz kafamızı karıştıralım... Töre cinayetlerinin tamamı aynı gerekçeyle işlenmiyor mu? Ailenin namusuna halel getirdiği düşünülen kadınlar, bu intikam alma dürtüsüyle kurşuna dizilmiyor mu, hapiste uzun kalmasın diye küçük kardeşlerinin eline tutuşturulan tabancalarla. Ya da, eğer biz annesine küfür etti diye Materazzi’ye atılan kafayı haklı ve meşru bulursak, tribünlerde edilen onca küfür için polisin taraftarı coptan geçirmesine nasıl karşı çıkarız? Meselenin bir de ‘endüstriyel futbol’ boyutu var ki, burası daha da asap bozucu... Gelen haberlere bakılırsa; Zidane’ın ‘kahramanca attığı kafa’ ona epey de para kazandıracak gibi görünüyor. Sponsorlarının neredeyse tamamı Zidane ile anlaşmalarını bozmayacaklarını, hatta kontratları uzatacaklarını açıklamış. Reklam gurusu Jacques Seguela’ya göre de, Zidane artık ‘altın kafa’ olacak ve piyasadaki etkinliği daha da yükselecek. Şiddetin yaratıcı ve dönüştürücü bir yanı da olduğu konusunda hiçbir şüphesi olmayan ben, Zidane’ın intikamını aldığı bu ‘altın kafa’dan pek hoşlanmadım doğrusu. Kafam o nedenle karıştı. “Eğer sahadaki ben olsaydım ne yapardım?” diye düşünüyorum da, sanırım o ara nabzı 150’lerin üzerine çıkmış olan Materazzi’nin göğüs boşluğuna kafa atmazdım. Mazallah; o kafa o haldeki birini öldürebilir de.. Ama sanırım yanına usulca sokulup, iki kulağından tutar, kafayı gözleriyle burnunun arasına oturtur ve yüzündeki kanı görmeden sahadan tıpkı Maradona gibi hiçbir şey söylemeden çıkar, giderdim. Doğru mu yapmış olurdum, kesinlikle ve kesinlikle hayır. Ama futbol da tıpkı hayatımız gibi, her zaman doğru olanı yapamıyoruz. Yaptığımız yanlışların da sonucuna katlanmak zorunda kalıyoruz. O nedenle Zidane’ın yanlış yaptığını kabul edelim ki, futboldan içimizdeki şiddet üzerine dersler çıkarabilelim.