Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

06 Aralık 2016 Salı
Sıra sana gelecek!

Vampirlerin gün ışığından korktuğu yolunda aklımda filmlerden ve romanlardan kalmış bir şeyler var.

12 Ekim 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Neden bundan korktuklarını çözemem ama, vampir diye birileri hakikaten varsa onların da bazı şeylerden korkması hiç yoktan iyidir diye düşünürüm. Bu topraklar da tıpkı vampirin gün ışığından korktuğu gibi; eleştiriden, fikirden, korkan insanlarla dolu. Hele biriyle, bir durumla ilgili genel kabul gören düşüncelerin dışında bir değerlendirmede bulunmaya görün; ‘hain’ rozetini yakanıza yapıştırmak için peşinizden koşan insan sayısına şaşar kalırsınız. Son milli maçın ardından aralarında benim de bulunduğum bir grup insan, Hakan Şükür’ün epeydir iyi oynamadığını söylediler ya, Galatasaraylı yöneticiler hemen fırladı ortaya, “Hakan Şükür’ü rahat bırakın” diye. Nedir ki, futbol hepimizin oyunu. Biz de maçlara gidiyor, en az yöneticiler ve futbolcular kadar bu oyunu seviyor, bu ‘bilgi üreten’ oyuna kendi kavlimizce katkıda bulunuyor, bir de üstüne üstlük bütün bunlar için para ödüyoruz. Bir yöneticinin -Adnan Polat- “Hakan Şükür gibi bir forvet oyuncusu Türkiye’de yok” demesi için ya futboldan anlamaması, ya toplama çıkarma bilmemesi gerekir ki, ikisini de bildiğine eminim. Buradan Hakan kötü futbolcu sonucu çıkmasın. Ne var ki, bugün bu ülkede, aynı mevkiide oynayan ve işini Hakan’dan daha iyi yapan en az 5 futbolcunun adını hiç düşünmeden sayabiliriz Yine bir başka yöneticinin -Fatih Gökşen- “İnsanlar Hakan’la ilgilenmeyi bırakıp işlerine güçlerine baksınlar” demesi var ki, bu ‘anti-eleştiri’ cephesinin şahikasıdır. Bir spor yorumcusunun, eleştirmeninin başka ne işi olabilir ki? Gökşen, Hakan’a yönelik eleştirilerin milli takıma zarar verdiğini de söylüyor. Yani burdan şu sonuca varmak da olası, biz, Hakan Şükür’ü eleştirenler, bunu milli takıma zarar vermek için yapıyoruz. Oysa bu durumu şöyle değerlendirmek de pekala mümkün; Hakan son iki yıllık performansıyla hem kendi takımına hem de milli takıma gerekli katkıyı yapmaktan uzak. Ya da bir klişeyle söyleyeyim; “Hakan eski Hakan değil...” Gerçi benim eski Hakan’a yönelik eleştirilerim de var ya, o başka mevzuu... Bunu kendi de itiraf ediyor, ayak parmağının kırık olduğunu, sakat sakat oynadığını söylüyor. Yani bizler, Hakan’ı eleştirenler, esasında hem Galatasaray hem milli takım için Gökşen’den ‘daha iyi’ bir durum istiyoruz. İçerdeki tüm Galatasaray maçlarına gitmeye çalışan biri olarak inatla ve de ısrarla söylüyorum ki, Ümit Karan bugünkü Hakan’dan daha bir forvet oyuncusu. Evet, Hakan da iyi futbolcu ama artık o mevkiide ondan daha iyi oynayan çok oyuncu var. Bu, “Benim kötüm, kötü de olsa başkasının iyisinden iyidir” türü ‘kapalı toplum’ refleksi yerine eleştirinin geliştirici gücünden faydalanmak hem yöneticilerin, hem oyuncuların hem de tribüne giden biz taraftarların menfaatı icabıdır. Eleştiriden korkmak yerine gelişmek için ondan yararlanalım, unutmayalım ki eleştiri yoksa ‘akıl’ da yoktur...