ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Ner’den baksan tutarsızlık

11.11.2005

Haber dünkü Fanatik’te Beşiktaş sayfasındaydı. Başlık, “Ümraniye’de Tigana rüzgarı sert esiyor”. Haberde Tigana’nın, saha içinde ‘sivil’ görmek istemediği, futbolculara kramponlarını malzemecilerin değil kendilerinin temizlemeleri gerektiğini söylediği yazıyordu. Kendi kendime “Allah Allah, bu tutum biraz Türk işi gibi duruyor” dedim.

Hatırlarsanız Rıza Çalımbay da böyle ‘disiplin, disiplin’ diye girmişti sezona, ama nefesi ilk yarıyı çıkarmaya bile yetmedi. Bakalım Tigana, iki maç kaybedildikten sonra, yönetimden iki gravatlı, idman sahasına ellerinde fıstıklı baklava tepsisiyle girince aynı disiplinli tavrı gösterebilecek mi? Ama ben haberin buralarına değil, haberi yazan Süleyman Hatısaru’nun tuttuğu çeteleye takıyorum kafayı. İstatistiklerin futboldaki önemini küçümsemeyen, ama futbolu da istatistiklerle açıklamaktan ısrarla kaçınanlardanım. Ama, Süleyman’ın istatistikleri hakikaten çok çarpıcıydı. Haberi okuyanlar geçsin, atlayanlar dinlesin... Beşiktaş’ın önceki günkü idmanında kanatlardan yapılan 30 ortadan sadece 1’i gol yapılabilmiş. Doğal ki, bu durum Tigana’yı çileden çıkarmış. İkinci veri, kaleye atılan şutlarla ilgili; 250 şuttan sadece 39 isabet. Tigana bu kez, ‘küplere binmiş...’ Doğrusu ya, bizim maçlarda tribünden gördüğümüz ve tıpkı Tigana gibi ‘çileden’ çıkıp ‘küplere’ bindiğimiz bu durumu nasıl oluyor da idman yaptıran onca antrenör, teknik direktör göremiyor, anlayabilmiş değilim. Haberden de anlıyoruz ki, İbrahim Üzülmez, Adem Koçak, İbrahim Akın, Ali Güneş, Ali Tandoğan, Ahmed Hassan maçlarda ne yapıyorlarsa idmanlarda da onu yapıyorlarmış. Ama geçen haftalardaki haberleri hatırlayın, ne diyordu çoğu; “İnönü’de taraftar baskısından oynayamıyoruz...” Ümraniye’de sadece kuş cıvıltıları var. Ama yine ne orta atılmış ne de şut, bakalım ne diyecek futbolcu arkadaşlar? 100. yıl takımının bozulup yerine düşük kalibreli oyuncuların alınmasının doğal sonucunun bu olacağını görmek için ‘büyük futbol düşünürü’ olmaya gerek var mı? Gelin görün ki Rıza Çalımbay, Milliyet gazetesindeki röportajında düşündüklerimin inadına şöyler söylüyordu. Diyordu ki; “Beşiktaş’a Seba gerekli”. Yani, “Bu ortaları, şutları ben yaptıramadım. Eğer Süleyman Seba başkan olsaydı, siz o zaman görürdünüz ortaları, şutları...” Çileden çıkmamak işten değil. Sanki ben çalıştırdım bu milyon dolarlık oyuncuları da Beşiktaş bu halde. Ama, yediği yemeğin faturasını başka adrese göndermeye çalışan Çalımbay, küt diye çalıştıracak bir takım buluyor iki günde. Tıpkı, Sibel Egemen’in eski ve çok güzel bir şarkısı gibi “Hayret, dünya nasıl dönüyor hala...” Bütün bunlar yetmezmiş gibi öğreniyoruz ki; Beşiktaş, Antep’ten Lazarov’u almaya çalışıyor. Sorarım size, insan hayattan hiç mi ders almaz? Beşiktaş Yönetimi’nde futbol üzerine düşünen kimseler yok mu? Youla’dan ne fayda görüldü ki, Lazarov’dan medet umuluyor. Bir şarkı da nur içinde yatası Ahmet Kaya’dan; “Başım belada... Adamın biri vurulmuş sokakta, Cebinde adresim bulunmuş... Başım belada... Tabancamı unutmuşum helada... Ner’den baksan tutarsızlık Ner’den baksan ahmakça...”

0 YORUM