ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Konya dersleri!

10.11.2004

Bir şölen havasında geçecek basit bir maç bile savaşan taraftarların gösterisine dönüşünce oyun üzerine söylenecek şeyler de o kadar azalıyor ki...

Düşünün bir, Konya sokaklarında yaşanan kavgalar sırasında çocuklardan biri öldürülseydi, 3/5/2 ya da 4/4/2 üzerine söz söylemek bir anlam taşır mıydı? Hayattan da, oyundan da ‘zevk almanın’ binbir yolu varken, savaşmadan, dövüşmeden, neşeyle ve kardeşçe maç izlemenin, ‘öteki’ne tahammül edebilmenin erdemi için daha sakin olmak ve işin tadını çıkarmak gerekiyor. Futbol, hayatı güzelleştirmek, ‘öteki’yle barışmak için bize tribünden çok kullanışlı olanaklar sağlıyor. Kullanırsak güzelleşiriz... Kullanamazsak!.. *** Yenersin, yenilirsin bunlar olur. Futbolda en olmayacak şey, ‘iddianın kaybolmasıdır.’ Ne futbolcu ne taraftar bir maça ‘kaybedeceğiz’ diye çıkmaz/gitmez. Bu nedenle Kıvanç Oktay’ın “Artık puan için bir kavgamız yok. Bir ileri bir geri sezonu bitireceğiz” sözü ‘gerçekçi’ gibi görünse bile benim tarafımdan ‘doğru’ olarak kabul edilemez. Eğer bu açıklamayı doğru bulursak, en azından İnönü’de takımını izlemek için sezon başında parayı bastırıp kombine bilet alan Beşiktaş taraftarına büyük haksızlık yapmış olunmaz mı? Kim iddia edebilir ki, Beşiktaş’ın ligin başında geçirdiği ‘travmayı’ Fenerbahçe, Trabzonspor ya da Galatasaray’ın ligin ilerleyen haftalarında yaşamayacağını! Bu üç takımın son haftalardaki performansları göz önüne alındığında Beşiktaş’ın küçük de olsa şampiyonluk ya da en azından Avrupa’daki iki kupadan birine katılma şansı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle Oktay’ın bu açıklaması bana göre pek yersizdi... *** Daha 30. dakikada 10 kişi kalan Konyaspor, sanki sahada 13 kişilik bir takım gibi koşuyordu. Ligin başından bu yana belki de ligin en çok koşan takımı olan Beşiktaş’ı, Konyalı topçuların bu olağanüstü gayreti karşısında şaşkın buldum. Yine kazanmak için çok çalıştılar ama hem daha fazla enerji harcayan hem de hesabını daha iyi yapmış bir Konya vardı karşılarında. Ve maç bir maçın biteceği en iyi sonuçla, berabere bitti. Bu maç bir de Zafer Biryol’un neden büyük takımlarda oynayamayacağını göstermesi açısından ilginçti. Ablasına verdiği organıyla benim ve eminim herkesin gözünde insanlık katında çok önemli bir merhaleye ulaşan Zafer Biryol’un arkadaşlarını itip kaktığını görünce açıkçası çok şaşırdım. Bu tutumu maçın heyecanına bağlamak istiyorum ama önüne atılan o güzelim pasları dağlara taşlara vuran bir topçudan iyi golcü olamayacağını da iyi biliyorum.

0 YORUM