Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Kim doğru kim yanlış?

Geçtiğimiz hafta sonu gerek İnönü'deki Beşiktaş-Kasımpaşa maçında gerekse akşamında televizyonlarda şahit olduklarım, neden bilmem, bir sürü özlü sözü zihnime üşüştürdü. Hatırlayabildiklerimden kendime küçük bir test yaptım... Bir de siz deneyin...

24 Ocak 2008, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Geçtiğimiz hafta sonu gerek İnönü’deki Beşiktaş-Kasımpaşa maçında gerekse akşamında televizyonlarda şahit olduklarım, neden bilmem, bir sürü özlü sözü zihnime üşüştürdü. Hatırlayabildiklerimden kendime küçük bir test yaptım... Bir de siz deneyin...
”Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar...”
Kayseri’de 50. dakikada oyundan alınırken eldivenlerini sağa sola fırlatan milli futbolcu Gökhan Ünal, maç bitimi hocası Tolunay Kafkas’ı jurnallemek için kale arkası tribüne gidiyor ve “Sizi seviyorum sizi” diye bağırıyor. Hocasını sevmediğini ima eden Gökhan Ünal, kendisinin 50. dakikada oyundan alınamayacak kadar mühim bir oyuncu olduğunu da söylüyor ekranda yüzüme karşı.
Maçın bitiminden bir başka sahne. Tolunay Kafkas, yüzünde en küçük bir hırs ya da kızgınlık ifadesi olmadan mikrofona eğilip, “Kimin hangi dakikada çıkacağına ben karar veririm” diyor.
Sizce, kim doğru kim yanlış yapıyor?..
”Gözü arpa tanesinde olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz...”
Affan Keçeci, İnönü’deki protokol tribününde tek başına oturuyor. Önce numaralıdan birileri “Affan dışarı” diye bağırıyor sonra bizim bulunduğumuz kapalıdan. Televizyonda görüyorum, “Affan dışarı”cıları susturmaya çalışan birini “Sen karışma” diye susturuyor Yıldırım Demirören. Neden? Güya Keçeci, federasyonda Beşiktaş’ın haklarını savunmuyor. Ve Beşiktaş Başkanı da, Keçeci’nin cezasını taraftara kestirtiyor. Ya da öyle yaptığını sanıyor. Yani demek istiyor ki; “Bize bir biçimde torpil yap. Yoksa işte böyle görürsün gününü..” Beşiktaş’ın işlerinin epeydir kötüye gidiyor olmasında bu bakışın da katkısı olduğunu düşünüyorum ben? Ya siz? Sizce Başkan Demirören doğru mu yapıyor?
”Her zaman aynı dili konuşmak zorunda değiliz ama her zaman aynı amacın peşine düşmeliyiz...”
Ricardinho yedek kulübesinden heyecanla fırlıyor ve “Serdar orta yapsana” diye bağırıyor. Ertuğrul Sağlam, Mutlu Topçu, Sinan Engin şaşkınlıkla onu izlerken Batuhan Karadeniz uyarıyor Rico’yu, “Rico, hocalar kızıyor..” Mutlu Topçu’yu görüyoruz ekranda, “Ne diyorsun sen ya?” gibisinden bir alt yazı yazıyor Lig Tv.
Bir başka anda Beşiktaş golü atıyor. Ertuğrul Sağlam yedek kulübesinin arkasındaki birini eliyle gösterip, “Gördün mü al gol işte” diyor ve devam ediyor, “Susturun şu adamı...” O adam muhtemelen yıllardır oraya geliyor ve tabii eğer küfür etmiyorsa, ait olduğu bir işe öyle ya da böyle katkı yapmaya çalışıyor. Tıpkı, Ricardinho’nun takıma katkı yapmaya çalışması gibi..
Kendini ait hissettiğin şeye katkı yapmaya çalışmak arzusu değilse başka nedir ki futbol? Mizah ve anlayış değilse, nedir? Sizce Rico ve taraftar mı doğru yapıyor, yoksa Beşiktaş teknik heyeti mi?

Ve bir söz daha hatırlıyorum; ”Oyun bitince şah da piyon da aynı kutuya konur...”
Futbol hakikaten fena halde hayata benziyor değil mi?