Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
İnönü’de test

Bugün İnönü’de, hepimiz kendimizi test edeceğiz... Bugün İnönü’de, takımları ve futbolu yöneten sınıfın yarattığı toz bulutundan kafamızı kaldırabilecek miyiz? Onu göreceğiz...

11 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Bugün İnönü’de, hepimiz kendimizi test edeceğiz... Bugün İnönü’de, takımları ve futbolu yöneten sınıfın yarattığı toz bulutundan kafamızı kaldırabilecek miyiz? Onu göreceğiz... Bugün İnönü’de, bir ‘eğlenerek öğrenme’ aracı olan futbola kendi rengimizi verebilecek miyiz? Onu göreceğiz.. Bugün İnönü’de, kulübe verdiği paranın büyüklüğü kadar demeç hakkı kazanan yöneticilerin dilinden uzakta, tüm farklılıklarımıza rağmen kardeşliğin, arkadaşlığın, dostluğun dilini kurabilecek miyiz? Onu göreceğiz... “Alevi mürşitleri ‘Sözün canı vardır’ derler... ‘Söz’ sesin içinde yaşar. Ses değişir, biçimden biçime girer, söz baki kalır, zamana direnir... Sözün ömrü uzun olur çünkü ‘söz’ gerçektir.” (Erdoğan Çınar/Kayıp Bir Alevi Efsanesi/Kalkedon Yayınları) Bugün İnönü’de, bakalım bunu görebilecek miyiz?.. Bugün İnönü’de, Beşiktaş tribünü ‘kendi ruhu’nu test edecek. Ya küfüre, kaba protestoya, hayatı yok eden şiddete teslim olacak - ki hiç sanmıyorum - ya da öyle bir söz söyleyecek ki; “Sözümüzün ömrü uzun çünkü bizim sözümüzün ‘can’ı var” diyecek... Bakalım hangisini göreceğiz... Bugün İnönü’de, Tümer’in bir insan olduğunu unutmadan, onurunu zedelemeden, annesinin, babasının, eşinin ve kendisini seven onlarca yakının onu izlediğini aklından çıkarmadan, binlercemiz arasından ortak akıl ve ortak vicdanla Tümer’i bile gülümsetecek bir cinlik yapacak kaç kişi çıkacağını da göreceğiz.. Bugün İnönü’de, daha iyi insanlar olmak için içimizde yuvalanan nefreti uysallaştırmayı becerip beceremediğimizi göreceğiz.. Bugün İnönü’de, nasıl biterse bitsin maçtan sonra aktığımız sokaklarda, sevinçten ya da kederden oturduğumuz meyhanelerde ‘adam gibi bir şey yapmış olmanın verdiği gönül rahatlığıyla’ başkalarının yüzüne bakabilecek miyiz, onu göreceğiz. Ama şundan eminim... Bugün İnönü’de şahane bir Ricardinho, daha estetik bir Delgado izleyeceğiz. Bugün İnönü’de iyi bir Runje, gününden de öte bir Baki, her zamanki gibi çalışkan bir Serdar, iyi niyetli bir Koray, vızır vızır bir Bobo, canını dişine takan bir Nobre, gözünü budaktan sakınmayan bir Gökhan, son terine kadar çırpınan bir İbrahim Toraman, şimdiye kadar yaptığı ortaların tümünden fazla orta yapacak olan Ali Tandoğan, kendini de aşacak bir Burak, tetikte bir Fahri, hazırda bir Gökhan Güleç, “Hep daha iyi olacağım” diyen bir Mehmet Sedef bizi bekliyor. Ha, onlar böyle olur da Beşiktaş yenilirse ne olur? “Bulutsuzluk Özlemi”nin dediği olur; “Günlerin getirdiği/Senin yitirdiklerin/Sanki hiç umut yok/Çok yorgunsun/Ne olursa olsun/Yaşamaya mecbursun..” Bugün İnönü’de oynanacak maçtan sonra hem futbol hem daha ötesi kalsın aklımızda...