Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

22 Ocak 2017 Pazar
Hepimiz kapıcıyız!

Öğretmenimiz Fahrettin bey, kızardı, neden Kemalettin Tuğcu okuyoruz diye... İsterdi ki, Tuğcu’yu değil İranlı yazar Samet Behrengi’yi okuyalım. Ben ikisinden de ne bulduysam okudum. Behrengi iyiydi de, ben hep Tuğcu’yu tutardım. Bütün kahramanları ‘bizim mahallede’ yaşıyor, olaylar ‘bizim mahallede’ geçiyordu. Elbette önce anam - babam öğretti düzgün biri olmaya gayret etmeyi. Ama Tuğcu’nun da büyük katkısı vardır kıyıda köşede kalmış kimsesiz çocukları, yoksul balıkçıları, ayakkabı tamircilerini, yoksul satıcıları, kapıcıları sevip, onların tarafını tutmayı öğrenmemde. Merhameti öğrendim ondan.. Yoksullara, ezilenlere saygılı olmayı, onlar için bir şeyler yapmaya gayret etmeyi.. Karıncanın canını yakmamayı..

19 Nisan 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Pazar günü Saracoğlu’nda, Rıza Çalımbay’a ‘kapıcısoylu’ olduğunu hatırlatan, “Hepimiz ayrı sınıflardanız ve biz ezenlerdeniz” diyen o pankart, çocukların Kemalettin Tuğcu okumaya ne kadar ihtiyacı olduğunu bir kez daha gösterdi bana. Aklı başında, vicdanının sesi yüksek Fenerbahçeli taraftarların bu söylemi protesto için kolları sıvadığını biliyorum. Bu açıdan Rıza’yı acıtmaya uğraşan o pankartın bir işe yaradığını da düşünüyorum. Pankart bize, kimin kim olduğunu, hangi sınıftan geldiğimizi, kimden yana olmamız gerektiğini hatırlattı.. Evet, hepimiz kapıcıyız ve çocuklarımız kapıcı çocukları... Eleştiri iyidir, geliştirir Pazar günü, şahane bir ‘mahalle maçı’ izledim. Yanlışı doğrusu, olanı olmayanıyla her anı uzun bir aradan sonra, “İyi ki, bu oyunu seviyorum” dedirtti bana. Olmaması gerekenler de yok değildi... Örneğin, İstiklal Marşı okunurken Beşiktaş tribünlerinden Fenerbahçe aleyhine edilen küfürler gibi. Oysa Beşiktaşlı’nın tepkisi efendice, zekice, pırıltılı, ama gürültülü olur. Tıpkı sevincinin vakur, ağırbaşlı olduğu gibi. Tribünlerin en neşeli, en yaratıcı topluluğu daha serinkanlı olmalı diye düşünüyorum. Ayrıca çok mahir bir zulayla içeri sokulan iki meşalenin oluşturduğu atmosfer güzeldi de, Fener taraftarının üzerine atılması, işte o olmadı. Kemalettin Tuğcu bize, karıncanın canını yakmamayı öğretmemiş miydi? ‘Yakışıklı bir tavır’ olurdu Maç kadar güzeli, bitiş düdüğüyle Fenerbahçe taraftarının başta Gabriel Daniel Pancu olmak üzere iki takımı da alkışlamaları oldu. Tüyler ürpertici bir sahneydi. Sahada izlediğimiz o güzelliğin hakkı da ancak bu kadar güzel verilirdi. O sahneden sonra Beşiktaşlı futbolcuların rakiplerini yenmek için sırılsıklam ettikleri o güzelim nostalji formalarını Fenerbahçe tribünlerine hediye etmeleri çok ‘yakışıklı olurdu.’ Akıllara gelmedi. Umalım ki, bu da bir sonraki maçta gerçekleşsin... Bir de, insan Pancu penaltıyı kurtarsa, şu güzelim maç daha da güzel olmaz mıydı diye düşünmeden edemiyor...