Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Çarşı'yı seviniz!

Futbol izleyicisinin 'mühim insan' payesi verdiği ve onların da kendilerini hakikaten öyle sandığı bir dolu 'cahillik sınırı gezgini' sık sık dile getirir; "Beşiktaş taraftarı takıma zarar veriyor."

30 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Futbol izleyicisinin ‘mühim insan’ payesi verdiği ve onların da kendilerini hakikaten öyle sandığı bir dolu ‘cahillik sınırı gezgini’ sık sık dile getirir; “Beşiktaş taraftarı takıma zarar veriyor.”
Böyle düşünenler, futboldan ve hayattan anlamayanlardır kanımca. Ya da, hayattan anladıkları ‘bizim’ anladığımız değildir. “Herkes ve her şey birbirine benzesin!” Farklıya, başka düşünüp başkaca eğlenene tahammülleri olmayanların temel arzusu budur. Nedeni de açıktır; iktidarlarını daim kılmak. Çünkü farklı olan farklı düşünebilir!
Ama onların hoşuna gitmese de Beşiktaş tribünü böyledir ve umarım hep böyle kalır. Bilmeyenler için söyleyeyim, Beşiktaşlılar için İnönü, bir ‘varoluş’ alanıdır. Onlara, “Bunları yapmayın” demek, “Kendinizden vazgeçin” demenin utangaç ifadesidir. Yani, “Kartal gol gol gol diye bağırmayın” demek, karikatürize edersek, İrlandalıların Brezilya, Avusturyalıların Arjantinliler gibi futbol oynamasını istemektir. Bu nasıl mümkün değilse, Beşiktaş tribünün başka bir hal alması da o denli mümkünsüzdür. Orası, Beşiktaş tribünüdür. Her ne kadar düşünsel olarak birbiriyle anlaşamayan gruplardan oluşuyor olsa da, Beşiktaşlılık üzerinden hayatla kurdukları ilişki orada başkalaşır. Bu bir tespittir ve neden böyle olduğu ayrı bir inceleme konusudur. Karıştırılmasın, bunu söylemek “Ötekiler kötü, Beşiktaş tribünü iyidir” gibi bir genel sonuca götürmez bizi. Beşiktaş tribünü özgündür, tekliğini bu anlamda kullanıyorum. Yoksa üstünlük, güç gibi yanından geçmeyeceğim kavramlar gerekçesiyle değil. Felsefi olarak ifadelendirirsem; “İnönü biriciktir.”
‘Tek tip insan’ı hedefleyen otoriter/diktatoryal tarzlar, insanın gelişimini yaratan “özgürce oyna, özgürce eğlen, özgürce öğren” zincirini koparmaya gayret eder. O nedenle, Beşiktaş tribününün farkını ortadan kaldırmak için ‘daha nezih’, ‘daha az yaramaz’ olması istenir hep.
Bilinir, Beşiktaş tribünü ya da kabul görmüş adıyla “Çarşı”, en az takımları kadar popüler bir kitledir. Muktedirleri rahatsız eden de bu farktır; takım kadar önemli olmak! Bu nedenle, ele avuca sığmadığı düşünülen topluluğu yola getirmeye çalışmak için neredeyse ‘düşünsel seferberlik’ ilan edilmiş durumda.
Beşiktaş futbol takımına karşı sempati duyun ya da duymayın, hiç önemli değil. Beşiktaş tribünlerinin kolektif zekası, kolektif duyarlılığı, mizahı, eğlencesi, şu kısacık ömrümüzde ‘farklı olanın yaratıcılığını’ göstermesi açısından son derece öğreticidir. İhtiyaçları yok ama ‘onları seviniz..’ Tıpkı, 25 yaşında ölen Arkadaş Z. Özger’in “ben az konuşan çok yorulan biriyim/şarabı helvayla içmeyi severim” diye başladığı ‘Merhaba Canım’ adlı şiirinin sonundaki gibi; “ve bir gün hiç anlamıyacaksınız/güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum/ düşüvericek ellerinizden ellerinizden/ ve bir gün elbette zeki müreni seviceksiniz (zeki müreni seviniz)...”