ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Bomba, kimin elinde patladı!

25.01.2005

Tribün ‘insansız’ olunca sahada oynanan oyun da insanın gözüne başka görünüyor. Güzellikler de defolar da tıpkı zeytinyağı ile su ilişkisindeki gibi ortaya çıkıveriyor.

Konyaspor 10 numara top oynadı İnönü’de. Her alanı kapatıp, kaptığı her topu Levent Kartop ile Beşiktaş sahasına ustalıkla geçirip, son dakikalarda bulduğu pozisyonlarla daha farklı kazanabileceği bir maçı 3 golle bitirdi. Peki, buna karşın Beşiktaş ‘ne yapamadı?’ Bu maçta bir kez daha ortaya çıktı ki, Beşiktaş en temel gereklilik olan müdafaayı yapmayı bilmiyor. Bunda da en önemli etken müdafaa oynayacak ‘muhafızların’ kalitesinin düşüklüğü. Yoksa bana göre oyun sistemi o denli belirleyici değil. Arkadaşım Basri Baykoç 2 yıl yırtındı, “Bakalım Toraman bombası kimin elinde patlayacak?” diye. Bu maçta bir kez daha ortaya çıktı, İbrahim Toraman da Çağdaş Atan da müdafaa oynamayı bilmiyor. Ne yer tutabiliyor, ne adam paylaşabiliyorlar. Yenilen ilk gol, Konya’da gol atacak tek adam Zafer Biryol’dan geliyor. Adam arkalarına sarkmış, ikisinin dünyadan haberi yok. Keza, Cordoba’nın atıldığı pozisyonda Biryol, kaleciyle karşı karşıya kalmış. Yine ikisi kaçırmış. Üstüne üstlük ikisi de pozisyonun ardından Cordoba’ya bağırıyor, “Kademedeydik, niye elle oynadın” gibilerinden. Oysa Cordoba, o hareketiyle takımına maçı kazanabilsin diye tam 40 dakika hediye ediyor. O gol olsa iş orada bitecek. Beşiktaş’ın müdafaa oyuncuları sadece yer kaybetmekle kalmıyor, kaptıkları topları da oyuna sokamıyor. Takımın sonuca etkiyecek iki oyuncusundan biri olan Tümer (diğeri Pancu) topu öyle yerlerde ve sırtı kaleye dönük olarak alıyor ki, o topu oyuna sokabilmesi için en az üç - dört hareket gerekiyor. Bu da rakibin gereken önlemi alması için yetiyor da artıyor bile. Bir başka ve daha yakıcı örnek de ne yazık ki, İbrahim Üzülmez. Çok çalışıp didiniyor, ama sonuç iki - üç yılda bir ortayı aşamıyor. O da bu maça denk geldi. Dikkat! Pozisyonu hazırlayan ise Pancu. Geçenlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, kendisinin Beşiktaş’ı yöneten bütün hocalarca ilk 11’de oynatıldığını, bunun da kalitesini gösterdiğini söylüyordu Üzülmez. Ama şunu unutuyordu, o, Lucescu döneminde banko oynarken müdafaanın göbeğinde ‘aslan yürekli’ Zago, yanında Ronaldo, arkalarında Cordoba ve hemen önlerinde de ‘şahane İtalyan’ Giunti vardı. Böylesi yüksek kalibreli, topu bilen adamlar insana hata yapma şansı elbette vermez. Peki ne oldu da Beşiktaş bu yılın en çok gol yiyen takımlarının başında geliyor, Üzülmez’e sormak gerek. Bir de Okan sorunu vardı sahada. Özelikle maçın son 10 dakikasında Konyalı meslektaşlarına ciddi ciddi operasyon düzenledi Okan. Atmaya çalıştığı o yersiz tekmelerden biri tutsaydı, en az üç maç ceza alırdı, emin olun. Bu da Beşiktaş’ın İtalya’dan ala ala Okan gibi ‘üst düzey bir topçu’ aldığını göstermesi açısından ibret vericidir! Bir de maçı izlerken düşündüm ki; futbol ve futbolcu ‘kalitesi’ ne kadar yüksek olursa olsun, taraftar yoksa futbol da olmuyor. Altını çizerek taraftar diyorum, seyirci değil.

0 YORUM