Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Ocak 2017 Salı
Akıllı olalım!

Futbol, kulüp yöneticilerinin kendisini göstermesi için sonsuz fırsatlarla doludur. Örnek mi; sezon içinde kah hakem ve federasyon aleyhinde mikrofonlar önünde konuşma şansı vardır ya da kazanılmış bir maçtan sonra takımı prim zengini yapacağından söz ederek ‘kahraman’ olma...

21 Haziran 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Hele hele transfer dönemi iyice coşar yönetici. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına 700 kilometreden daha yakına gelmeyecek futbolcuların adını dilinden düşürmez; “Onu alacağız, bunu alacağız” diye. Dersiniz, bir Türk takımını değil Juventus’u, Milan’ı, Real’i ya da Chelsea’yi yönetiyor. Ya da Beşiktaş yöneticisi Bülent Deriş’in yaptığını yaparsınız, ‘kendinizi göstermek’ için. Takımda istenmeyen Ronaldo ve Juanfran’a “Akıllı olun” mesajı gönderirsiniz basın aracığıyla. Kimdir ‘akıllı olması’ gerekenler, Beşiktaş’ın sözleşmeli iki oyuncusu. Neden ‘akıllı olacaklar’? Çünkü, Beşiktaş’ın menfaatleri her şeyin üzerinde. Peki, kim attırdı bu iki futbolcuya bu paralara bu imzaları? Yine Beşiktaşlı yöneticiler. Şimdi ne diyorlar; “Bırakın sözleşmeyi, hukuku falan. Siz toz kaldırmadan sessizce buharlaşın ayağımızın altından.” Dersiniz, bu iki oyuncu Beşiktaş’ta oynamak için kulübün kapısında yattı günlerce. Sanki onları almak için onca seferi başkaları yaptı ülkelerine. Bu ‘sözleşmeyi, hukuku hiçe sayan bakış’ aslında bize çok da yabancı değil. Kiracı ve ev sahibi arasındaki gerilimi düşünün, bir düşünün işveren ile işçi arasındaki gerilimi. Ne kadar birbirine benziyor değil mi? Parası, iktidarı olan her şeyi kolaylıkla yapabileceğini, istediğini istediği anda kapının önüne koyabileceğini düşünüyor. Kendini yasaların, sözleşmelerin üzerinde görme alışkanlığı haniyse muktedirlerin genlerine işlemiş. Oysa Batı’da hukuk, güçler arasındaki - siz bunu sınıf diye de okuyabilirsiniz - ciddi bir ‘mücadele’ sonucu oluşturulduğundan, hakkına sahip çıkma bilinci bizden epey ileridedir. Fatih Terim, Milan’dan ayrıldığında, “Helal olsun, ne sözleşme yapmış. Sırt üstü yatıp yılda bilmem kaç milyon dolar kazanacak” diye geyik yapan bizler, gözümüzün önünde futbolcuların hakkının gasp edilmeye çalışılmasını bir ‘adam sendecilik, bir neme lazımcılık’ içinde öylece izliyoruz. Beşiktaş yöneticisi Deriş, futbolculara aba altından sopa gösterirken ciddi bir ‘yöneticilik dersi’ de veriyor. Diyor ki; “İşi yokuşa sürerlerse Fulya’da PAF takımla idmana çıkarlar.” Cezaya bakın. Yani, Beşiktaş PAF’ın kategorisinde Dünya’nın en pahalı takımı olacağını söylüyor, bir anlamda. Peki onlar da, “Tamam hocam, verin parayı çıkalım PAF’la idmana” deseler, bundan kimin, ne yararı olacak? Yöneticiliğin birinci kuralı; hukuka saygılı olmaktır. Altında imzanızın olduğu metinlere önce sizin sahip çıkmanızdır. Kulübün menfaati tam da bunu gerektirir, hele ki, Beşiktaş gibi köklü ve saygın gelenekleri olan bir kulübün yöneticisi için hukuk, olmazsa olmazdır. Ya Ronaldo ve Juan ile saygılı bir biçimde anlaşacaksınız ya da hesabınızı - kitabınızı sağlam yapıp yabancı kontenjanınızı heba etmeyeceksiniz... Bu hesabı siz yapmazsanız, yapacak bir mahkeme nasılsa bulunur.