Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

21 Ocak 2017 Cumartesi
Adalet yoksa barış olmaz!

Geçen hafta www. cnnturk.com sitesindeki ankete 13.173 taraftar katılıp şu soruya yanıt verdi; “Futbol maçlarına giden izleyici sayısındaki düşüşü neye bağlıyorsunuz?” O günlerde, İnönü Stadı’nda Cihat Aktaş’ın bıçaklanarak öldürülmesinin ardından ortalık toz duman olmuş, hayatında iki kez tribüne gitmeyenler bile ‘tribün terörünü önleme uzmanı’ kesilmişti.

14 Aralık 2004, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Bu hırgür içinde CNN Türk’ün ‘güme giden’ anketinde statların niye boş kaldığı sorusuna taraftar şu yanıtı veriyordu; Yüzde 89: Şike. Yüzde 8: Tribün şiddeti. Yüzde 2: Kalitesiz futbol. ‘Tribün terörünü önleme uzmanları’ndan tekinin bile bu anket üzerine bir kaç kelime ettiğini ne duydum, ne okudum. Eğer etmiş olan varsa, peşinen özür dilerim. Bu anket ne çok şey anlatıyor, değil mi? Takip edenler bilir, ben hakem kararları üzerine konuşanlardan değilim. Ne var ki bu kez, son oynanan Galatasaray - Fenerbahçe maçının hakemi üzerine, kararlarını eleştirmek için değil de, CNN’in anketi bağlamında konuşmamız gerekir diye düşündüm. Hepimiz Cem Papila’yı, geçen yıl İnönü’de oynanan Beşiktaş - Samsunspor maçından sonra ‘tanıdık.’ O maçtan sonra Papila, Beşiktaş yöneticiler tarafından topa tutulurken, kararlarının biri dışında - Ahmet Yıldırım’a gösterilen kırmızı kart - tamamının doğru olduğunu yazanlardan biriyim. Ancak ben, aynı Papila’nın, o maçta gösterdiği ‘haklı kartları’ Ali Sami Yen’de nedense kullanmadığını düşünüyorum. Bir örnek yeter; Orhan Ak’ın 45. dakikada Mehmet Yozgatlı’ya attığı tekme, en az geçen yıl Zago’nun, İbrahim Üzülmez’in, Pancu’nun, İlhan Mansız’ın hakettiği kadar kırmızı bir kart hakediyordu. Elbette, Papila’nın ve olay gözü önünde cereyan eden yan hakemin bu pozisyonu görmemiş olması ihtimali de yok değil. Zaten konumuz da bu değil. Söylemek istediğim, bu tip kararların her fırsatta ıslah ve terbiye edilmeye çalışılan taraftar üzerindeki etkisi... Bu çifte standartı anlayamazsak, neden taraftarın yüzde 89’unun Türkiye’de şike olduğuna bu kadar ikna olduğunu da anlayamayız. Maçtan sonra Aziz Yıldırım bas bas bağırıyor; “Bana saatlerce küfür ettiler, merdivenler de dolu, yok mu bunu önleyecek biri?” diye. Üç maç seyircisiz oynama cezasına çarptırılan Beşiktaş’ın İnönü’deki merdivenleri Standart Liege maçında boş, geçen hafta gittiğim Saracoğlu da öyle. Peki neden Ali Sami Yen’in ki değildi? Kapalı tribünde haddinden fazla insan olduğunu görmek için ‘kelle sayma uzmanına’ ihtiyaç mı var? Gerek hakem, gerek yönetici kararları, taraftara “Bu işte bir iş var” dedirtecek türden olunca, boş statlarda top oynamak da, taraftarlar arasındaki anlamsız kavgalarda kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle Aziz Yıldırım, “Gelin bakalım Kadıköy’e, ne olacak görelim” diye aba altından sopa gösterince, kimsenin ‘gık’ı çıkmıyorsa, nedeni ‘eşitsizlik üzerine kurulu bu düzendir.’ Öncelikle futboldaki iktidar sahiplerinin hakkaniyetli ve adil olduklarını hepimize ispat etmeleri gerekiyor. Tribün şiddetinin çözümü için birinci zorunluluk budur. Eğer insanlar oyunun adil oynandığına inanır, bunu gözler, buna ‘dokunursa’ ötekini de ‘düşman olarak’ görmez, göremez. ‘Barış için adalet gerek...’ Şimdi soruyorum, Beşiktaş’ın sahası lig maçında kapalı, Standart Liege maçında açık. O maça aynı taraftar gitmedi mi? Böyle yönetim, böyle iktidar, böyle adalet olur mu?