Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
‘Resmi’ futbol eğlencesi!

Süper Kupa adıyla ilk defa organize edilen finalin neden Frankfurt’ta oynandığını bizim kadar Almanlar da tuhaf buluyordu. Dün gece taraftar ruhundan zerre kadar anlamayan bir organizasyon kepazeliği yaşadık.

31 Temmuz 2006, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Cem Dizdar Almanya’daki dev finalin tribün izlenimlerini yazdı: Gazetelerden ve internetteki yazılardan -tabi ki arkadaşım Gürsel Köksal çevirdi- anlıyoruz ki, Almanlar mevzuya uyanamamış. Soru şu, “Ve, fakat, neden Frankfurt?” Tuhaf buluyorlar durumu. Bayern Münih ile Werder Bremen’in İstanbul’da “Almanya Süper Kupası” maçı oynamalarını zihinlerine kabul ettirmenin zor olduğu yazıyorlar gazeteler. Onlara göre “Bu bir Türk acayipliği olsa gerek.” Bana göre de öyle... Acayiplik! Neyse kalkıp onca yolu gelmişken maçın keyfini kaçırmanın da bir anlamı yok. Frankfurt’a inince öğreniyoruz ki, pazar günü bu kente gelmeyeceksin. Biz maça geldik ama kentin sokaklarında inler ile cinlerin maçı kıran kırana geçiyor. Her yer kapalı, otelin kliması bile... Kimsecikler yok ortada dersek ayıp olur. Sokaklar ‘biz’ dolu. Herkes Türkçe konuşuyor. Duyduğum Türkçe söcüklerin yarısı, küfür. Karşı olduğum sanılmasın. Sonuçta küfür de bir dil, bu da bir ‘iletişim’ biçimi. Beni rahatsız etmez! Taraftarlar kol kola Sokaklar Sarı-Kırmızı, Siyah-Beyaz formalı arkadaşlarla dolu. Hepsi yanyana. İstanbul’da böyle bir tabloyu gözününe getirmekte zorlanıyorum. Ama bu fotoğrafa bayıldığımı da söylemeden geçmeyeyim. Kentin ünlü meydanı Konstablerwache’de, gay-lezbiyen festivalinin bir etkinliği var. Sahnedeki gay, REM’in ‘Losing my religon’ şarkısını söylüyor, kareokede. Bakıyorum, kentin sokaklarında kol gezen Türkler’den kimse yok meydanda. Bir biz. Oysa kendilerini yabancı hissettikleri bu ülkede tam da hepimize uygun birşeyler yapıyor insanlar. Gayler ve lezbiyenler orada bize, “Başka bir dünyanın mümküm olduğunu gösteriyor.” Meydan, Almanya siyasetinin sol kanadına ait liderlerin destek afişleriyle dolu. İstanbul’da oynansa... Neyse! Efendi gibi girilen statlardan birine efendice giriyoruz. Ve bir takım futboldan, taraftar ruhundan zerre kadar anlamayan bir organizasyon kepazeliğinin içinde buluyoruz kendimizi. Mikrofonu eline almış iyi niyetli bir arkadaş kimsenin ilgilenmediği röportaj ve geyiklerle taraftarın maça hazırlanmasını engelledikçe engelliyor. Tribünlerin yarıdan fazlası boş. Gurbetteki Galatasaray taraftarları, gurbetteki Beşiktaş taraftarlarından epey fazla. Stadın ortamı “Nezih stata nezih taraftar” formülüne uygun. Bir ara Galatasaray taraftarı “Çarşı heteroseksülleğe karşı” pankartını açınca Beşiktaş tribünü “Hepiniz ...... “ başlayan malum sloganı atarak bize bir Türk maçına geldiğimizi hatırlatıyor. Ardından maç öncesi gereksiz bir alev ve bayrak gösterisi. Yani futbolun “Resmi eğlencesi.” O kadar “resmi” ki, Beşiktaş kadrosu okunurken yedekler arasında adı anons edilen Rogerio Da Silva’nın kim olduğunu uzun süre merak ediyor yanımdakiler. Neyse ki ben varım da, Bobo diyorum, “resmi eğlenceyi” bir soru işaretinden kurtarıyorum. Ama bütün bunların yanında stada gelenlerin hepsinin yüzünde bir keyif. Kendilerine ait olana kavuşmanın şahane bir hoşluk ifadesi de var, o ayrı. Ama bence bu maç İstanbul’da oynansa her şeyiyle bir maç izlerdik, O da ayrı. Hee, maçta ne mi oldu? Hepiniz izlediniz işte.