Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Tek suçumuz tanımak!

Avrupa'nın bir çok ligine 3 maç oynama şansımız varken, Turkcell Süper Ligi'nde neden böyle bir alternatifimizin olmadığını merak ediyoruz. Galiba 'kazanma şansımız var' diye açılmıyor!

13 Nisan 2007, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Avrupa'nın bir çok ligine 3 maç oynama şansımız varken, Turkcell Süper Ligi'nde neden böyle bir alternatifimizin olmadığını merak ediyoruz. Galiba 'kazanma şansımız var' diye açılmıyor! İddaa'nın bu hafta sonu programında sistem aynı... Yunanistan ile aramızdaki farkları yeterince gözler önüne sermiştik. Oran farklarının ne kadar büyük olduğunu söylemeye artık gerek kalmadı... Burada halkın haksızlığa uğradığı açık ve net... Son programda yine tek maç yok... Hafta sonu tek maç verilmemesinin nedenini yine açıklamıyorlar! Değerli iddaa yöneticileri bu açıklamayı bize değil halka yapın... Hafta sonu neden tek maç açılmaz? Nedeni basit; açılırsa halk kazanır, firma kaybeder... Zaten iddaanın bu modeldeki genel felsefesi bu değil mi; Oynatan kazansın, oynayan kaybetsin! Şimdi herşeyi bir kenara bırakıp fena halde taktığımız 4 maç mecburiyetine geri dönelim... Yetkililere soralım; matematiksel olarak 4 maç oynayan bir oyuncunun kazanma ihtimali kaçtır? Yüzde 1.2... Yani dört maç oynarsanız kazanma ihtimaliniz yüzde 1.2... Parayı yatırırken zaten yüzde 98.8 riskle başlıyorsunuz. 3 maça oynarsanız yüzde 3.7, iki maça oynarsanız yüzde 11, tek maça oynarsanız kazanma ihtimaliniz yüzde 33'tür... Neden 4 maç oynamaya mecbur olduğumuzu anlatmaya sanırım gerek kalmadı... Peki gelelim lig seçimlerine... Danimarka, İtalya, İsveç, İskoçya, Norveç, Almanya 1, Almanya 2, İspanya, Fransa 1'e üç maç oynarken neden Turkcell Süper Ligi'ne 4 maç oynama zorunluluğumuz var? Bunun da nedeni basit; Türkiye Ligleri'ni yakından tanıyoruz. Tutturma ihtimalimiz yüksek. Ama kazanmamamız lazım ya! Fransa 2. Ligi'ne neden alt-üst yok? Nedeni basit; alt bitme ihtimali yüksek... Kazanma şansımız fazla. Açılmıyor çünkü; biz kaybetmek zorundayız. Peki bu saydığımız alternatiflerin olmamasının sebebi ne? Yüksek vergi, kulüplere dağıtılan paralar ya da hayır kurumlarına yapılan bağışlar mı? Bizce pek bir alakası yok... * * * İddaa'nın neresine el atsanız bir isyanla karşılaşıyorsunuz. Oyuncu memnun değil, bu iş için dükkan açan memnun değil. İnsanın aklına ister istemez "Bu oyun neden var?" sorusu getiriliyor. Halkın haklarını savunurken, gelen destek maillarının arasında yer alan ve sayısı hiç de küçümsenmeyecek kadar çok olan iddaa bayiilerinin sorunlarını gözardı edemezdik. Peki bayiiler neye kızmıştı? Bu kadar tepkinin nedeni neydi? Hemen konuya girelim; bayiilerin sorularını kendi ağızlarından, bize yolladıkları gibi soralım... - Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü'nce tarafımızdan alınan yüksek teminatlar; 3 bin, 6 bin ve 9 bin dolarlık teminatlar sözleşme imzalanırken gündemde yoktu, bu sonradan nereden çıktı? - Oyunlar oynanmadan bizden bu parayı tahsil etmenin tam karşılığı tek taraflı garanti değil midir? - Teminat olarak verilen bu paraların yasal faizleri bizlerin hakkı değil midir? - İddaa'nın 17 gün kapalı kaldığı dönemde sadece bu işi yapan insanlar büyük zarara uğramıştır. Yeniden başladığında ise ödül olarak neden kâr payımız düşürülmüştür? - Kâr payımızın yüzde 7.4'ten yüzde 6.5'a çekilmesinin gerekçesi nedir? - Ekmek parasını buradan kazanan ve binlerce dolar teminat ödeyen bizlere bu zorunlu indirim konusunda bir açıklama yapılması gerekmez mi? - Kâr payının indirilmesinden sonra gelirine göre bayiilerin zararı 300 YTL ile 1000 YTL arasındadır... Bu kayıplardan sonra hangi bayii yanında eleman çalıştırabilir? - Sözleşme gereğince bayiiler sabah 08:00, akşam 23:00 saatleri arasında açık kalmak zorundadır... Bu kadar teminata rağmen kapkaç, hırsızlık vs. gibi konularda sigortalanmamız sağlanmış mıdır? - Bayiiler arasında 500 metrelik mesafe gerekmektedir. Ancak bu mesafe 250 hatta 200 metrelere kadar düşürülmüştür... Bu şartlarda hangi bayii para kazanabilir? İşte bayiilerin soruları ve sorunları... Son derece açık, son derece net... İddaa'nın içinde olan herkes gibi onlar da cevap bekliyorlar... Haksızlar mı?