ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Papila’dan çıktık yola!

03.05.2005

Türk Futbolu adına iyimser olmaya direnenlerin durumu gerçekten üzüntü verici. Çünkü artık saflıklarını da zorlamaya başladılar. Fenerbahçe-Trabzonspor maçının yönetimi, sıradan bir hakem hatası yorumlarının çok üstünde, bir düzen hatasıdır. Daha doğrusu düzen ayıbıdır.

Dünyanın hiç bir yerinde, kazandığı takdirde liderle arasındaki puan farkını 3’e indirip, son 4 haftaya şampiyonluktaki en güçlü adaylardan biri olarak girebilecek konumdaki bir tarafa bu kadar pespaye bir muamele gösterilemez. Yanlış bir penaltı ya da ofsayt bir golle izah edilebilecek kadar basit değildir olay... 90 dakikada kritik düdüklerin yüzde 90’ı, taraflardan birinin aleyhine çalmıştır. Atay Aktuğ’un da hazmedemediği, kelime bulmakta zorlandığı olay, takımının aşağılanmasına varacak düzeyde hakir görülmesidir. Beşiktaş’ın 100. yılında Ali Aydın tarafından Ankaragücü maçında budanan şampiyon adayı Gençlerbirliği’nin hazin sonuna çok benzemişti, Trabzon’un maruz kaldığı muamele. Sanıyorum Ali Aydın’a benzer bir son da Papila’yı bekliyor. Önce kahraman yaratılıyor, sonra bu kahraman en çok güvenilen isim mertebesine ulaşıyor. Ulaştığı mertebede artık kimse ona şüpheli gözüyle bakamayacağına göre, yeni görevi düzenin bekası. Böyle bir kaç görevden sonra beklenen sonu da imhası. Şu an canı müthiş yanan Trabzon olsa da, gerçekte en çok tedirginliği aslında Fenerbahçe kanadının hissetmesi lazım. Çünkü futbola en çok yatırım yapan, en çok para harcayan onlar. Dolayısıyla kaybedecek en fazla şeyi olan da yine onlar. Bu noktada, toplum vicdanı diye amansız bir rakibi karşına alıp büyütmek, ne kadar doğru? Fenerbahçe karşıtlığını bu kadar yaygınlaştırmanın zararı Fenerbahçeliler’i hiç ürkütmüyor mu? Yoksa, yarın çıkıp taraftar sayınızı 70 milyon olarak ilan ederek mi, bu tehlikeden sıyrılmayı düşünüyorsunuz? Söylemle, sloganla olmuyor. Yürümüyor bu gemi... Bakın, futbolumuzdaki çirkinliklerin önüne geçmek için, türlü türlü kampanyalar düzenlenip, tanıtımlar yapılıyor. Küfürü, şiddeti önlemek adına mini mini yavruların ağzından ‘LÜTFEN’ çağrılarına başvuruluyor. Bırakalım duygu sömürüsünü. Bu şekilde kamufle edemeyiz çürümüşlüğü. Adalet yokken, şirin olmayı ne kadar başarabiliriz? Adaletin gücü, gücün adaletinin yerine geçmediği sürece, küfür de, şiddet de eksik olmayacak galiba. Kampanyalarda melek figürlerine yer versek bile...
0 YORUM