ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Lucescu finalde!

03.07.2004

Sürpriz falan değil, bileklerinin hakkıyla finaldeler... Sürpriz denen şey, öyle saat başı ya da her köşe başında insanın karşısına çıksaydı, zaten ismine sürpriz denmezdi. Açılışta evsahibini devirmek, kağıt üzerindeki şampiyon adayı Fransa’yı sollamak, sonunda da yeni favori Çekler’i dize getirmek... Bunların tümü sürpriz kapsamına girmez.

Gerçek şu: Yunanistan, Otto Rehhagel ile ardından çok konuşulacak bir şampiyonaya damgasını balyozla vurdu. Gerçekler, temennilere karşı bir kez daha kazandı. Yunanistan, savunma gücü ve Otto Rehhagel’in güçlü oyun ve taktik disipliniyle finalde... En iyi oynayan olarak değil, futbolun en temel gerçeği ‘en az hata yapan’ olarak finalde... Tek forvet düzeninde en az gol atan ve en az gol yiyen olarak finalde. Kimilerine göre de şampiyon... Öyle ya, finalde karşılacakları Portekiz’i açılış karşılaşmasında mükemmel bir oyunla devirmemişler miydi? Şimdi bu rahatlıkla, stresli evsahibine bir kez daha kök söktürecekler. Artık kaybetseler de fark etmez, çünkü kendilerini şampiyon ilan ettiler bile... Dünya Kupası Elemeleri’nde iki ay sonra aynı grupta rakibiz... Ersun Yanal, ilk Portekiz maçından sonra Komşumuz’u soranlara “Çözemedim” demişti. Umarız, artık elinde yeterli ipucu vardır. Bugünden sonra bizim futbol alemimizde de komşumuz Yunanistan enine boyuna masaya yatırılacak. Muhtemelen de bu şampiyonada aldıkları derece müthiş bir şans ve sürpriz olarak değerlendirilecek. Oynadıkları futbolun hiç bir değeri olmadığı ve Yunanistan’ın bu tarz oyunla Avrupa Şampiyonası’nda finale çıktıysa, bizim 2006’yı çok rahat kazanacağımız şeklinde yorumlar da manşetlere çıkacak. Niye bu denli iddialı konuşuyorum acaba? Çünkü elimde belge var. İki yıldır bu ülkede Lucescu konuşuldu. Önce futbol anlayışı, daha sonra da kişiliği aşağılandı. Oynattığı futbolun köhneliği ve ilkelliği üzerine söylenmedik laf kalmadı. Ama Allah’ın sopası yok! İşte Yunanistan finalde... Peki nasıl bir anlayışla finale çıktı? Otto Rehhagel’in Lucescu’dan ne farkı vardı? Aynı felsefe, aynı oyun anlayışı... Biraz entellektüel oyuncu yüksekliği, biraz da mantalite farkı... Demek ki, kokuşmuş diye horlanan anlayış, aslında güncel bir düzenmiş. İspanya, Hollanda, Fransa, İtalya’nın beyliği ve çağdaşlığı izafi imiş. En büyük hakikat, haddini bilmekmiş. Futbol, maceraya prim tanımıyor. Hele çeneye hiç... Hayat da öyle değil mi? Bugünden sonra Otto Rehhagel’e methiyeler sıralanacak. Çünkü onun kimliği farklı. O, Almanlar’ın King Otto’su, diğeri Rumenler’in Çeribaşı Luce’si... İstedikleri kadar kabullenmesinler, ya da kıvırmaya çalışsınlar. Gerçeği değiştiremezler. Lucescu Felsefesi ve futbol prensipleri, son şampiyonada finale çıktı. İsmi başlarda telaffuz edilmeyen, fakat sonradan favorilerde ilk sıraya oturan Çek Cumhuriyeti ise maalesef savunması yüzünden kaybetti. Biz bu şampiyonada, ne takımımızla ne de hakemlerimizle Portekiz’deydik. Sadece yakından - uzaktan yorumlamakla yetindik. Belki de bizim için, hayırlısı bu idi ve iyi ki orada değildik. Ne demişler, bana önce yorumcularını söyle, sana futbolunun ne olduğunu söyleyeyim...
0 YORUM