ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

İlaç gibi transfer!

15.02.2005

Doktor teşhisi ile zamanında ilaç verilirse, bazen 1-2 tabletle bile, 2 günde ayağa kalkabilme şansınız doğabilir. Yok, doktora gitmeyip, yakın çevrenin telkinleri ile belli belirsiz kocakarı ilaçlarına sığınırsanız, 10 mislisi dahi para etmeyip, sizi uzun süre yatağa mahkum edebilir.

İşte teknik direktör teşhisi ve iradesi ile bir transfer ve bünyeye ilaç gibi bir oyuncu... Öksürük şurubu gibi geldi Koray. En azından Beşiktaş’ın göğsündeki hırıltı kesildi. Zamanlama kabiliyeti, doğru pasta topu çabuk oyuna sokma yeteneği ve joker yönlü oluşu ile Koray, çok yerinde bir transfer olarak Siyah - Beyazlı ekibe katıldığını belgeledi. İlk düşüncede Beşiktaş’ın boş olan ön libero mevkii için seçilmişti. İmzasının hemen sonrası Çalımbay, bu transferle ilgili açıklama yaparken, “Ayrıca Ronaldo’nun da başka alternatifi yok” diye ondan çok yönlü olarak yararlanabileceğine dikkat çekiyordu. Daha ikinci maçında ikinci rolü geldi, çattı. Henüz çok yeni katılmış biri olarak 9 kişi kalan bir takım atmosferinde sırıtmamak, oynadığı son adam görevi de dikkate alınırsa bizce hayli değerli. Tümer, Ronaldo ve Pancu Bu oyuncular eylemleri ile, son Denizli maçının en çok konuşulan isimleriydi. Beşiktaş kadrosunun profesyonellik donanımı belki de en güçlü bu 3 oyuncusu, ne yazık ki, bu kez amatör yüzleriyle sahne aldı. Baştan belirtelim, Ronaldo’nunki umursamazlık, Tümer’inki abartı, Pancu’nunkisi ise cahillik. Bir penaltı kaçırmanın yüklediği negatif enerji, bir gol kaydedişinde bu kadar yoğun açığa çıkıyorsa, iki şık var demektir; Ya biz izleyenlerin standartlık anlayışında bir gariplik var, ya da oyunun aktörlerinde hiç standart yok. Ronaldo gibi riski sevmeyen ve topu taca atmakta en ufak kompleks taşımayan bir istikrar abidesinin üst üste kendisine ait olmayan hamlelerine de aynı gözle baktık. Son olarak da Pancu... Bu kadar bireysellik, maksadı aşar. 9 kişi kalan ekibinde, o ağır sahada, tek başına şovalyeliğe kalkışmanın lif ve kasıklara hatırısayılır bir yatak istirahati getireceğini düşünmeliydi Pancu. Döndük Ahmet Yıldırım’a... Sonuçta o bir savunma karakteri... Attığı golün değeri, ekibinin o an yaşadığı psikoloji gözönüne alınırsa daha çok ortaya çıkar. Buna rağmen golün hemen öncesinde rakibini ekarte edişindeki soğukkanlılık ve aynı paralelde o gol sevincini yaşamadaki makullük... Ne diyelim... Futbolculuk biraz da görgü işi galiba!
0 YORUM