ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Hayaller ve gerçekler

19.11.2004

Milli maçı yorumlayan kaç kişi varsa, hemen hemen hepsini okudum dün... 4-5 tanesinde hayal dünyası saptaması ya başlıktı, ya da özel vurgularla sütunlara yansımıştı.

En kısa yoldan yapılacak doğru analiz bu galiba... ‘İnsan hayal kurduğu sürece yaşar’ sözü; doğru, doğru olmasına da, hayalleri olan insanlarla, hayal içinde yaşayanları birbirinden ayırmak gerek. Hayalleri olan insanlar, akıllarıyla doğrulardan yola çıkarak, çalışarak ve inanarak isteklerine kavuşur. Güçtür bu iş. Çünkü karşına çıkan bütün zorluklar, gerçeğin ta kendisidir. İşte o gerçek zorlukları aşarsan sana uzak olan yerlere de ulaşabilirsin. Kendi kendini kandırmayı yaşam biçimi haline getirmişsen o farklı bir şey. Hatta söylediğin yalana kendin dahi inanacak duruma düşmüşsen, senin için yapılacak pek bir şey yoktur. Tekrar dönüyorum milli maç yorumlarına. İçinde teknik direktörlerin de olduğu yorumcuların ortak paydada buluştuğu tek konu; Emre’nin mükemmel oynadığı fikri... Bir kişi hariç. Bizden değil, ama bize yabancı da değil. Bakın onun hem yalanla gerçeğin boyutlarını nasıl kesiştirdiğine, hem de Emre’ye bakış açısına. Mircea Lucescu’nun görüşleri bunlar. Vatan Gazetesi’nde okuyan okumuştur. Bu yazının size son bölümünü aktarmak isterim. Bakın neler demiş: “Şimdi siz Emre’nin takımın en iyi futbolcusu olduğunu düşünüyorsunuz, ama öyle değil. İyi oynayan bir futbolcu takımın lideri ise, ritmi düşürür, yükseltir, oyunun yönünü değiştirir, takımını hızlandırır veya yavaşlatır. Emre dün bunları hiç yapmadı. Sürekli rakiplerine çalım atıp, hızlı oynamaya çalıştı. Oyun şeklini hiç değiştirmedi. Rakibini hiç şaşırtmadı. Futbol ‘yalanlar’ oyunudur. Rakibinizi sürekli yanıltmaya çalışırsınız. Oyun içinde sürekli yalan söylersiniz. Rakibe yanlış mesajlar verirsiniz. Aynı yöntemi ısrarla uygularsanız; çözülmeniz, rakibin kontrolüne girmeniz beklenenden kolay olur. Türkiye dün rakibine yalan söyleyemedi. Aynı şeyleri yaptı, durdu. Sürekli saldırdı, risk aldı ve kaybetti. Rakibin karakterini doğru analiz edememenin kurbanı oldu.” Futboldaki gerçeğin rakibe yalan söylemeyi becerebilmek olduğu ince bir yorum. Yaşamdaki gerçek ise, farklı. En başta kendi kendini kandırmayı reddeder. Biz galiba yaşamda birbirimizi ve kendimizi kandırmaktan pek vakit bulamadığımız için, futbolda rakipler karşısında saftorik duruma düşüyoruz.
0 YORUM