ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Terim ve Gerets

24.05.2006

Terim döneminde nice başarılara imza atan efsane takımın doğuşu, hücum özellikli futbolculara aynı zamanda savunma yapmanın da öğretilmesi, bununla da yetinilmeyip o bölgelerin sorumluluğunun da aynı isimlere yüklenilmesiyle başlamıştı. Oturması zaman aldı ama sonuçları da ortada; göze hoş gelen nice oyun ve bugün hala hafızalardan silinmeyen “O dönemde hayal bile edilemeyen” dünya devlerinin tek tek devrilmesi, hem de hepsi korakor mücadeleler sonrasında...

Tabii ki ‘Devamlı paslarla topun daha çok kendi ayağında tutulması, savunmaya rakip 18’de başlanması ve bunun da birincil amaçta gol yememek için değil, topu kaparak gol atmak adına yapılması’ olarak basitçe ifade edilebilecek bu sistemin başarıyla uygulanmasının yanında, iyi bir kuşak yakalanması, başarıya aç bir kadro, hırslı-hedefli bir teknik adam, büyük düşünen yönetim ve tüm Türkiye’nin arkadan itmesinin de katkısı vardı bunda. Bugün, birinci Terim dönemine ait bazı benzerlikler gözlemliyorum. Arkadan gelen gençlerin yetenekleri ve gözlerinin yüksekte olması. Hakan ve Hasan Şaş’ın hem saha içindeki ustalıklarının, hem de takım üstündeki ‘ağabeylik’ rollerinin saygı görecek olgunluğa erişmesi. Tecrübeliler için UEFA Kupası’nın gerilerde kalması, en azından güzel ve iz bırakacak veda adına onların da yeni başarılara acıkması. Yeniden ‘ait olduğu’ Devler Ligi’ne katılabilme şansı nedeniyle taraftardaki diriliş belirtileri! Ve tüm Türkiye’nin, Sarı-Kırmızılı takıma, sokaklara döktüğü günlerdeki gibi yeniden sempati ile bakmaya başlaması, bugünkü kaynağı farklı da olsa! Bunlara ilaveten, bir artı değer de oluştu; Türkiye’deki rakiplerinin bugün kadro açısından çok güçlü duruma gelmesi ve bunun da, Avrupa’da verilecek sınavlarda Cim Bom’u ‘daha hazırlıklı ve dirençli’ hareket etmeye zorlayacak olması. O günden bugüne gelindiğinde görünen tek eksi, kulübün içinde bulunduğu borç batağı... Çözümü ancak uzun vadede olanaklı görünen bu durum, kadronun yeterince güçlendirilmesine engel olacaktır. Ancak camianın yönetime duyduğu güvensizlik, Adnan Polat’ın ‘şahin’ duruşuyla ‘şimdilik’ dondurulmuş gözüküyor, bu da bir artı puan... En önemli belirsizlik ise Terim-Gerets farkında... Tabii ki iki teknik adamı kıyaslamak mümkün değil, buna önce Terim’in apoletleri izin vermez. Bu sorunun aşılmasının tek yolu, Gerets’e ‘Terim’in felsefesinin aynı zamanda Galatasaray takımının felsefesi’ olduğunu anlatmaktır. Bu konuda da top ‘Şahin’de gibi görünüyor. Belki Avrupa’da yeni bir kupa ‘varolan şartlarda’ hayal gibi görünüyor olabilir, ama yeni bir başlangıç için hiç de değil... Önce, ikinci bir Tromsö amatörlüğü yaşanmadan Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını kazanmak gerekiyor, sonrasında gönül en azından bir bir çeyrek final istiyor.
0 YORUM