ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Fener’i durdurmak

13.05.2006

Fulhan Teknik Direktörü Chris Coleman’ın galiba sezon başında “Bu Chelsea nasıl durdurulur” sorusuna verdiği yanıt, “Onları yenebilmek için 200 milyon poundluk transfer yapmam gerekir” olmuştu, hafızam beni yanıltmıyorsa.

Yani adamın bırakın durdurmayı, bir maçta yenmek amacıyla kurması gereken kadro için telaffuz ettiği rakam, Galatasaray’ın 170 milyon dolarlık toplam borcunun 2 katı! Avrupa’da şampiyon olacaksan, rakiplerinden biri de Chelsea’dir. Bir dip not olarak koyalım ki, tatlı rüya görenler ‘atarım, keserim’i bırakıp gerçekle uyansınlar! “Orası İngiltere, burası Türkiye” diyorsanız, o zaman evimize dönelim ve ‘son dönemde pek çok anlamda rakiplerini sollamış, dünya kulübü olma yolundaki Fenerbahçe’miz nasıl durdurulur’ ona bakalım. Bunu da Gerets’in, “Takımın genelinde bir güçlendirme ihtiyacı duyuyoruz” açıklamasından çıkışla yapmaya çalışalım. Çünkü Türkiye’nin Chelsea’si de bugün için bir anlamda Fenerbahçe, Avrupa’daki başarılarıyla olmasa da antipatikliği bakımından çok benzeşiyorlar! Galatasaray olarak, somut anlamda ezeli rakibinden avantajlı olduğun yanlar nedir, yarışırken önce bunu iyi belirlemek, sürekli gündeme getirmek gerekir. Birincisi, UEFA ve Süper Kupa’yı kazanmış olması (Çünkü rakibinin yumuşak karnı tam da burası. Avrupa’da başarıyı herşeyden çok istemelerinin altında yatan tek neden duydukları bu eziklik hissidir. Benzerini başaramadıkları sürece de devam edecektir.) İkincisi, “Dünyanın ücra köşelerinden bir yabancıya “Fenerbahçe” diye sormuşlar, “O da kim, Galatasaray’da mı oynuyor” yanıtını vermiş” gibisinden esprilerin çıkış noktası olan, yani Sarı-Kırmızılılar’ın en bunalımlı dönemini yaşıyor olmasına karşın hala dünyada bir marka olmayı sürdürmesi. Bu da o ulaşabilmeleri şimdilik olanaklı görünmeyen kupalara duydukları özlem kadar kahredici bir durum onlar adına. Ve üçüncüsü de alt yapıdan genç yeteneklerin fışkıran bir dönem yakalanması, 1. Fatih Terim döneminde olduğu gibi... İlk ikisi psikolojik, sonuncusu ise saha için mücadelede büyük avantaj sağlayacak önemli faktörlerdir. Gelelim transfer gereksinimlerine; Tüm çağdaş sistemlerde kanatlar çok büyük önem taşımakta. Başarıya aç, kazanma arzusu yüksek, fizik bakımdan güçlü, taktiksel yönden maç içinde geçişler yapabilecek zekaya sahip isimler başarının temel taşlarını oluşturuyor. Bu özelliklere uyan elde yeterince yerli malzeme olduğuna inanıyorum, işlenmesi kaydıyla... Demek ki bakışlar, daha özel nitelikteki futbolculara çevrilmeli. İlk olarak, Hagi’den sonra şiddetle hissedilen ve giderilemeyen klasik bir 10 numara... İkincisi, gerektiğinde bu 10 numaranın ‘duran toplar bakımından’ alternatifi olabilecek iki kanat oyuncusu... Fenerbahçe, saha içinde ancak böyle bir kadroyla durdurulabilir. Saha dışına ise karışmam, beni aşar!
0 YORUM