Fanatik yazarlarının Fenerbahçe - Beşiktaş maçı yorumları

Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Fenerbahçe - Beşiktaş karşılaşması, mücadelenin 55. dakikasında patlak veren olaylar nedeniyle tatil edildi. Fanatik'in usta yazarları da, Türk spor tarihine kara bir leke olarka geçen bu geceyi enine boyuna değerlendirdi.

20 Nisan 2018, Cuma 07:49 Son Güncelleme: 20 Nisan 2018, Cuma 07:57
- A +
Gerçek rakip onlar (Mehmet Demirkol)

Gerçek rakip onlar (Mehmet Demirkol)

Bu biletler eskisi gibi bedava değil. Sağdan soldan alıp giremiyorsunuz. Ayrıca ucuz da değil. Ayrıca Passolig var. Ayrıca kameralar var. Rezil olmak var. Takımını yakmak var. Sadece kupayı değil ligi de kaybetmek var. Var oğlu var.

Peki sadece stadın bir noktasından değil, 4 ayrı noktasından 4 ayrı zamanda hiçbir mantıklı sebebi yokken neden bu yapılır? Bunun bir açıklaması olabilir mi? Beşiktaş eksik, skor tura yeterli... Bu skor sadece turu getirmez, büyük oranda kupayı getirebilir.

En güçlü rakibi ligde strese sokabilir. Doğuracağı imkanların sonu yok. Peki bu nedir? Bunun adı sabotaj. Kusura bakmayın. Bilerek planlayarak ya da doğaçlama.. Ama gerçek olan şu: Bu olup biten hayatın normal akışına uygun değil.

Cenazeyi kaldırırız (Mehmet Demirkol)

Cenazeyi kaldırırız (Mehmet Demirkol)

O kameralar, o Passolig, o tedbirler eğer bu olayı aydınlatmayacaksa çöptür. Trabzon’daki toplu katliam girişimi hâlâ faili meçhul. Kafasına rakı şişesi isabet edip hayatı kayan çocuk olayı faili meçhul. Daha bir çok başka olay gibi.

Eğer bu da faili meçhul kalırsa işte o zaman Türk futbolunun cenazesini kaldırırız. Neden? Bunu yapanlar neden olduğunu hepimize anlatmalı. Ve bir daha sahaların yanına bile yaklaşmamalılar.

Kim olduklarını bilelim (Mehmet Demirkol)

Kim olduklarını bilelim (Mehmet Demirkol)

Bugün Fenerbahçeliler ve Beşiktaşlılar ya da Galatasaraylılar ayrı takım değil. Hepsi aynı takımdalar. Bu rezilliği yapanlar tek ve gerçek rakip. Onlar kim bilelim. Neden yaptılar bize anlatsınlar... Ancak böyle kazanırız.

Gecenin sorusu (Mehmet Demirkol)

Gecenin sorusu (Mehmet Demirkol)

Kim? Neden? Nasıl? Ne hakla?

Maçın starı (Mehmet Demirkol)

Maçın starı (Mehmet Demirkol)

Maçın bir yıldızı yok. Ama bu olayı aydınlatan, kimlerin neden yaptığını açık ve mantıklı bir şekilde bizlere anlatan, sadece bu maçın değil, Türk sporunun en büyük yıldızlarında biri olacak.

Maçın olayı (Mehmet Demirkol)

Maçın olayı (Mehmet Demirkol)

Passolig

 

Kısa mesaj (Mehmet Demirkol)

Kısa mesaj (Mehmet Demirkol)

Geçmiş olsun hocam.

Türk futbolu dibe vurdu (Deniz Çoban)

Türk futbolu dibe vurdu (Deniz Çoban)

Yazık. Türk futbolu dibe vurdu. Hiç kimse “Ben suçsuzum! diyemez. Yöneticisi, futbolcusu, seyircisi... Herkes bu tablonun sorumlusu. Umuyorum bu gece bir milat olur. Kendini düşünenler kenara çekilir ve hak edenler hak ettiği şekilde cezalandırılır.

Futbol federasyonunun yaptığı açıklamada maçı hakemin yaşanan saha olayları nedeniyle tatil ettiğini öğrendik.

Kulüp sorumludur! (Deniz Çoban)

Kulüp sorumludur! (Deniz Çoban)

Karar, Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu tarafından verilecektir. İki takım için de hükmen mağlubiyet kararı verilebileceği gibi maçın baştan yeniden oynanmasına veya kaldığı yerden devamına da karar verilebilecektir.

Ayrıca maçın tatil edildiği dakikadaki skoruyla da tescili yapılabilir. Bunlar masada olan seçenekler. Karar ne yönde çıkar, bilemiyorum. Olması gerekeni sorarsanız, TFF talimatlarına göre güvenlikten ev sahibi kulüp sorumludur. Dolayısıyla cezalandırılacak taraf Fenerbahçe’dir. Mağdur olan taraf Beşiktaş’tır.

Ofsayt yoktu (Deniz Çoban)

Ofsayt yoktu (Deniz Çoban)

Şu parantezi açalım: TFF Disiplin Talimatına göre “Saha olayları nedeniyle lig müsabakalarında alınan cezalar lig müsabakalarında, kupa müsabakalarında alınan cezalar kupa müsabakalarında infaz edilir denilmektedir. Yani ceza alacak kulüp cezasını kupa maçlarında çekecektir.

Yaşananlarda olaylarda hakemin prosedür hatası olduğunu düşünmüyorum ancak verdiği kararlarda hataları oldu. Babel’in ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golünde bence ofsayt yoktu. Gol kararı verilmeliydi.

Pepe’nin kırmızı kartının da hatalı olduğunu düşünüyorum. Bu tür pozisyonlarda kırmızı kart çıkması için temasın kramponun çevrelediği bölgenin daha üzerine olması gerekir.

UEFA’nın son yorumlarına göre; “Sarı mı kırmızı mı? diye arada olan pozisyonlarda sarıyı tercih edin talimatını da düşündüğünüzde, “sarı kart yeterliydi diyorum. Maçla ilgili ne karar çıkarsa çıksın Pepe’nin gördüğü kırmızı kart geçerli olacaktır.

Çığrından çıktı (Cem Dizdar)

Çığrından çıktı (Cem Dizdar)

Ülkenin en kıymetli ‘ikinci grup maçı’nın ilk devresi pozisyonsuz geçse de harareti yine yüksekti! Nedeni elbette futbol kalitesi değildi. ‘Kalite’ tahmin ettiğimgibi sadece vasatı zorlayabildi.

Memleketin en üst seviye kariyeri sayılabilecek Pepe, dokunmasa hiçbir şey olmayacak pozisyonda kendini attırınca oyun süratle ‘memleket futbolu’ seviyesine de terfi etti. Böylesi fırsat doğar da sol bek Caner bundan yararlanmaz mı? Geldi sağ bek bölgesinde sarı kart aldı!..

Eksik Beşiktaş’a karşı oyun Fenerbahçe’nin eline geçer gibi olunca da Fenerbahçe tribünündeki bazı karakterler ‘rol çalma’yı ihmal etmedi. Kornerleri Quaresma’ya dar ederek ‘taraftarlık görevi’nin hakkını yeri getirmek için çırpındılar!..

İkinci devreye Beşiktaş daha iyi başlar gibi olduysa da çığırından çıkma eğilimindeki tribünler çığırından çıktı... Bu tip durumlar karşısında ülkemizde genellikle ‘tahrik’le açıklama eğilimi hakimgörüştür. Bu görüşten kurtulmayı başarmadıkça işleri hep birlikte yoluna koymamız mümkün olamayacaktır.

Gecenin sorusu (Cem Dizdar)

Gecenin sorusu (Cem Dizdar)

Yaşananlara soru üretmek zor ama belki tek soru durumu anlamamız için yeter; ‘Neden?’ Soru bu da, dörtbaşı mamur bir yanıtı olan var mı?

Maçın starı (Cem Dizdar)

Maçın starı (Cem Dizdar)

Hiç kimse!

Maçın olayı (Cem Dizdar)

Maçın olayı (Cem Dizdar)

Pepe kendini attırdıktan sonra yaşanan her an!..

Kısa mesaj (Cem Dizdar)

Kısa mesaj (Cem Dizdar)

Neden oynuyor neden izliyoruz bu oyunu? Sevdiğimiz için değil mi? Peki bundan emin miyiz?

Artık yeter! (Serkan Akcan)

Artık yeter! (Serkan Akcan)

Ülkece tek eğlence kaynağımız futbolken derbilerde yaşanan hadiseler inanılır gibi değil. Beşiktaş 30’da 10 kişi kalmış, bazı provokatörler Quaresma korner atmasın diye sahaya yabancı madde atarak oyunu soğutuyor. Bu nasıl bir mantık?

Üzerinde Fenerbahçe forması olan birkaç futbol teröristi canlı yayında sahaya yabancı maddeleri yağdırırken deşifre oldular. Şimdi bu görüntülerden şahıslar tespit edilip 6222’den ağır ceza almalılar ki provokatör ile taraftarın ayırımı iyi yapılsın.

Bu olayların Fenerbahçe’ye vereceği zararı hesaplamış olmalılar, başka türlü izahı yok sahaya o maddeleri göz göre göre atmalarının. Yıl olmuş 2018, bizim derbilerimiz hala yarıda kalabiliyor. Biz ne ara bu kadar ayrıştık, ne ara birbirimizden bu kadar nefret eder olduk diye sormanın bir faydası yok.

Çünkü sportif anlamda bunun mantıklı bir açıklaması olamaz. Artık yeter... 4 Nisan’da otobüsü kurşunlayanları bulamazsan, Topal’ın aracına silah atanları ortaya çıkaramazsan maalesef Kadıköy’ün göbeğinde böylesi provokatif olayları engelleyemezsin...

Gecenin sorusu (Serkan Akcan)

Gecenin sorusu (Serkan Akcan)

Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan her derbide mutlaka bir olay çıkmak zorunda mı?

Maçın starı (Serkan Akcan)

Maçın starı (Serkan Akcan)

Böylesine olayların ardından bir yıldız değil suçlu aramak gerek. Provokatörlerin bu kaçıncı vukuatı. Kameralar var, kanun var ve oldukça sert. Sadece uygulayıcıların kararlılığı eksik.

Maçın olayı (Serkan Akcan)

Maçın olayı (Serkan Akcan)

Şenol Güneş’in kafasına dikiş atılmasına kadar giden hadiseler sadece bu gecenin değil son zamanların en kötü olayı.

Kısa mesaj (Serkan Akcan)

Kısa mesaj (Serkan Akcan)

4 Nisan 2015’te Fenerbahçe otobüsünü kurşunlayanları ve Topal’ın aracına silah atanları bulup cezasını veremezsen provokasyonun önünü alamazsın...

Sinir harbi (Erman Özgür)

Sinir harbi (Erman Özgür)

Fenerbahçe’nin topu Beşiktaş’a bilinçli olarak bıraktığı ilk 30 dakika rutin tempoda geçerken ilk maçta olduğu gibi dengeleri değiştiren yine bireysel bir agresiflik oldu.

30. dakikada Adriano’nun basit hatası ve Pepe’nin tekmesi, kazanmak zorunda olan Beşiktaş’ın işini daha da zorlaştırırken, Fenerbahçe topa sahip olduğu anlarda rakibine göre daha fazla boş alan buldu. Ancak bu dakikalarda ortaya çıkan cılız pozisyonlar Aatif’ın kötü tercihlerine kurban gitti.

2. yarıya iki teknik direktör de yeni senaryoya uygun değişikliklerle girdiler. Şenol hocadan Jeremain Lens ve Domagoj Vida bir tarafta, Mathieu Valbuena diğer tarafta oyuna girdiler. Ancak hocaların oyunun değişmesi için yaptığı bu hamlelere rağmen değişen tek şey maçın sinir harbine dönüşü oldu.

Gecenin sorusu (Erman Özgür)

Gecenin sorusu (Erman Özgür)

Takımlar lig yarışında bu maçtan nasıl etkilenir? Açıkçası ne Fenerbahçe ne de Beşiktaş hırpalanmadıkları 60 dakikalık oyundan sonra lig maçlarına beklenenden daha yüksek enerjili çıkacaklardır.

Maçın starı (Erman Özgür)

Maçın starı (Erman Özgür)

Oynanabildiği dönem içerisinde maçın yıldızıdır diyebileceğimiz performansa sahip bir oyuncu öne çıkmadı.

Maçın olayı (Erman Özgür)

Maçın olayı (Erman Özgür)

Fenerbahçe taraftarının (aklı selim olanları bir kenara ayırarak söylüyorum) her şey takımı adına iyi giderken gösterdikleri gereksiz tepkiler ile hem kendileri adına hem de tüm futbolseverlere geceyi zehir etmeleri...

Kısa mesaj (Erman Özgür)

Kısa mesaj (Erman Özgür)

Passolig, bu olayların yaşanmaması için çıkartıldı. Şimdi gereken yapılmalı, bu olaya imza atan holiganlar tek tek tespit edilerek bir daha hiçbir spor müsabakasının yanına bile yaklaştırılmamalı.

Aklım ve vicdanım (Emre Tilev)

Aklım ve vicdanım (Emre Tilev)

Gazeteden görevlendirme geldi. Heyecanlandım. Maçın yazısında sende varsın ifadeleri. İlk maç 2-2 . Düşlerimde 1996. Seksi futbol. O yıl bu ifadeyi ilk olarak ortaya atan Hollanda futbolunun efsanesi Gullit’ti. Yorumcuydu BBC ekranlarında ve futbol seksi olmalı diyordu.

Oyunun gol kokan arzusunu, pozisyon zenginliğini ve taraftara her an heyecan veren baskıyı anlatıyordu. Taraftar ve oyunun rengini sahada ve kenarda tat veren ögeler olarak anlatıyordu. Bu düşler ile geldim maça. Seksi bir gece olsun diye. Sonra Yazı mı? Maç mı? Kanat değişimleri. İlerde basan Fenerbahçe mi?

100 yılı aşan çınarlar mı? Güzide kulüpler mi? Geçiniz. Yazıyı da. Futbolu da. Öfkeye teslim olan anlayışın nesini yazayım. Daha önce çıkan 12 kırmızı kart ve 36 sarı kartın yansımasını mı? Ekranda maçı izlemek isteyen, maça sadece maç için gelen ve taraf olmadan ötesini düşünmeyenin suçu ne?

Takımı finale giden oyuncunun, ilk maçı 2-2 tamamlayan futbolcunun suçu ne? Aklım ve vicdanım olayları anlayamıyor.

Gecenin sorusu (Emre Tilev)

Gecenin sorusu (Emre Tilev)

Ahlak nedir? Taraf olmak? Saygı? Takıma destek olmanın karşılığı? Futbol nedir?

Maçın starı (Emre Tilev)

Maçın starı (Emre Tilev)

Ahlak yoksunu anlayışımız. Öfkenin kavurduğu yüreklerimiz. Takımı yakan taraftarı kim bulacak, 6222 işleyecek mi? İbreti alem için bunun sorumluları en ağır cezayı almalı. Tekrar yazayım. EN AĞIR CEZA AL-MA-LI...

Maçın olayı (Emre Tilev)

Maçın olayı (Emre Tilev)

Sevdim Beşiktaş taraftarının maç kostümünü. Her biri, Matrix’di. Telefon ile stadı aydınlatan Fenerbahçe taraftarını da sevdim. Ama o kadar. Gerisi için söz biter.

Kısa mesaj (Emre Tilev)

Kısa mesaj (Emre Tilev)

Futbolu yazmak... Hangi futbol? 3-0 hükmen mağlubiyeti getirecek, dünyaya bizi rezil eden futbolun dürbün ile arandığı ÖFKEBOL’u mu? Öfke oyununu mu? Ben bundan sonra Moğolistan Ligi’ni izlemek isterim ama iğrençlikleri değil...

Ne denebilir ki? (Metin Tükenmez)

Ne denebilir ki? (Metin Tükenmez)

Sözün bittiği yer bu olsa gerek. Herşey Fenerbahçe'nin lehine. Beşiktaş daha 30. dakikada on kişi kalmış. İlk maçın skoru Fenerbahçe'nin lehine. Ama gelin görün ki, kendini Fenerbahçe taraftarı sanan ama asla Fenerbahçeli olamayacak birtakım futbol düşmanı, provakatör, ülkenin iki tarihsel dost takımının rekabetini vahşete dönüştürebiliyor.

Bu noktada maçın skoru, oynanan futbol, hatta tur hiç önemli değil. Şenol Güneş'in düştüğü durumu hayatım boyunca unutamam. Bundan sonraki yaşamımda hangi futbol maçını izlesem Şenol Hoca'nın yere yığılması gözümün önünden gitmeyecek. 65 yaşında torun sahibi olmuş, dede öğretmen konumundaki bir insana bunu reva görenlere yazıklar olsun!

Bu insanlara Fenerbahçeli demek, Fenerbahçe'nin ter temiz renklerine hakaret olur. Eminim ki, Şenol Güneş'e karşı yapılan bu saldırının bir ucu, Fenerbahçe'ye karşı girişilen Karadeniz saldırısına dayandırılmaktadır. Nedeni ne olursa olsun yapılan çirkindir.

Görevi sadece sahada mücadele eden futbolcularına yardım etmek olan bir insana bu yapılan sadece basit bir saldırı değil, ağır bir hakarettir. Futbol alanında yaptığı uygulamalar ya da maçlardan önce ve sonra yaptığı konuşmalar bir yana, Şenol Güneş bu ağır hakareti en son hakedecek hocadır, insandır.

Maçın yarım kaldığı saatler sırasında öğrendiğime göre Şenol Güneş'in başına beş dikiş atılmış. Bu çok da önemli değil! Yaralar çarçabuk sağalır. Ama belleklerimizde yer eden insan soyuna, sporsal rekabete hiç yakışmayacak görüntüleri bilincimizden nasıl sileceğiz?

İnsan evladının bulduğu bu en soylu rekabetin içine böylesi çirkinlikleri sokanlar, insanlık bilincimizi yaraladıklarının farkındalar mı acaba? Bundan sonra oynanacak birçok Fenerbahçe-Beşiktaş maçının asıl amacı puan kazanmak değil, işte,  bu yaralı bilinci sağaltmak olacak.

Geçmiş olsun Fenerbahçe ve Beşiktar, geçmiş olsun Şenol Güneş. Şimdi büyük çoğunluk, fedderasyonun vereceği kararı bu yaşananların önüne çıkartacaktır. İnanın verilecek kararın hiç bir önemi yok! Önemli olan, Şenol Güneş'in o yere yığılan görüğntüsünü belleklerimizden nasıl sileceğimizdir...