Fanatik yazarlarının Beşiktaş - Galatasaray maçı yorumları

Süper Lig'in 14. haftasında Beşiktaş, kendi sahasında lider Galatsaray'ı 3-0 mağlup etti. Fanatik'in usta yazarları ise, heyecanlı 90 dakikayı kendilerine has üsluplarıyla yorumladı.

03 Aralık 2017, Pazar 08:20
- A +
Tarihi fark! (Mehmet Demirkol)

Tarihi fark! (Mehmet Demirkol)

Bu maçtan sonra biri çıkıp da, “Meğerse konu Tudor değil kadroymuş derse gönül rahatlığıyla ‘hadi canım sende!’ diyemem.

Çünkü: 1-Maça çıkan kadro, Denayer’in Quaresma’yı durdurmak için tercih edilmesi dışında ideal kadroydu. Şenol Hoca ise bazılarının hiç çekinmeden ‘korktu’ diyebileceği bir hamle yapmıştı. Talisca yerine Oğuzhan sahadaydı. Hücumcu eksiltmişti. 2-İkinci yarıda oyundaki mahkumiyet Tudor’dan çok oyuncuların yetersiz oyunlarından. İşin kolayı Tudor’u suçlamak. Ancak iş o kadar kolay değil. Dolayısıyla, “Konu sadece Tudor değil diyene itiraz etmem. Beşiktaş 46’da öne geçmesine rağmen topla oynama üstünlüğünü vermedi. Eğer iki büyük oynuyorsa yenik olan topu alır. Galatasaray alamadı. Beşiktaş bu dönemde 10 net pozsiyona girdi. Galatasaray’ın Gomis’in ceza sahası şutu dışında yapabildiği hiçbir şey yok.

Talisca yoksa normal (Mehmet Demirkol)

Talisca yoksa normal (Mehmet Demirkol)

Şenol Güneş maçın başında Oğuzhan-Tolgay-Atiba ile 3 net orta sahayla oynadı. Ön libero/defansif orta sahasız. Talisca’yı tercih etse en az 1 defansif orta saha görevlendirmesi olacaktı. Ve büyük baskı yaptılar. Bunun yarattığı risk, ligdeki en fazla orta yaptığı maç olmasına rağmen bundan pozisyon çıkaramamasıydı. Talisca olmadığında bu normal. Buradan eksildiler ama oyunu aldılar. İlk yarıda iki kontra dışında hiç pozisyon vermeden de oyunu tamamladılar.

3-0 oyunu anlatmıyor (Mehmet Demirkol)

3-0 oyunu anlatmıyor (Mehmet Demirkol)

Burada İgor Tudor’dan bahsedebiliriz. Çünkü Şenol Güneş kazandı. Belki tarihi bir skorla da kazanabilirdi. Çünkü 3-0 oyunu hiç anlatmıyor. Sadece 60 ve 70. dakikalar arasında 7 net pozisyon kaçırdılar. Muslera yaptığı hataya rağmen kurtarış rekorunu kırdı. Bunun dışında saçma sapan dışarı vurulan, futbol komedi programlarına girecek anlar da var. Dolayısıyla İgor Tudor’dan bahsedebiliriz. Ancak önce konuşulması gereken reaksiyon vermeyen oyuncular. Bir büyük takım 45 dakika geride oynayıp topla oynama yüzdesini rakibe vermez. Dün Beşiktaş belki skor olarak değil ama oyun olarak rarihe geçecek bir fark attı Galatasaray’a. Bunu bu sezon kimseye bu kadar net yapamamışlardı.

Mutlu son! (Cem Dizdar)

Mutlu son! (Cem Dizdar)

Çoğu şey hızla değişirken bazı durumlar şaşırtıcı biçimde ‘yerinde sayıyor.’ Stat kapısı önlerinde babalar, ağabeyler 10-12 yaşlarındaki çocuklarının, kardeşlerinin önünde ‘endüstriyel mağdur’lara dönüşüyor. Çocuklar biletsiz olduğu için -gerekçesiyleiçeri alınmıyor. Güvenlikçilere yalvaran büyükler ellerinden tuttukları küçüklerin yanında mahcup ifadeler takınırken, araya girip “Çocuklara stata giriş serbest diye bağıran benim gibi ‘eski dünyalılar’ın itirazları yükseldi kapı önlerinde.

Ve birkaç halden anlayan genç polis memurunun durumu çocuklar lehine sonlandırmasıyla daldık içeri. Gözünü sevdiğimin İnönü’sü, sende her şey değilse de çoğu şey daha insaniydi. Ben bizim Hayati Kurt’un oğlu Ulaş’ın kapıda bunları yaşadığına hiç şahit olmadım. O bizim yanı başımızda, tribünde büyüyen ve halden anlayan ‘iyi bir Beşiktaşlı’ olarak dağ gibi delikanlı oldu.

Korakor orta saha (Cem Dizdar)

Korakor orta saha (Cem Dizdar)

Dün Fanatik ’in ShellHelix ile birlikte organize ettiği etkinlik çerçevesinde ‘Maraton alt’ tribünde yanıbaşımda bu kez 12 yaşındaki Fatih Göktürk Dilek vardı... Yeni bir yapıda, eski ve o bildik duygular! Maç başladı... Tribünde sosyal medyaya hizmet eden binlerce amatör kamera henüz ‘stop’ etmemişti ki, Cenk karşı karşıyada topu Muslera’ya teslim etti.

İlk devre iki takımın da orta sahayı almak için kalabalık tuttuğu bu bölgede geçti. Defansı üçlü oynadığı için kalabalıklaşan Galatasaray orta sahası Tolgay/Oğuzhan ile desteklenmiş Beşiktaş’a alan bırakmadı. Keza tersi de doğru. Beşiktaş, Cenk’e uzun atıp dönen topları kullanmaya çalıştıysa da başarılı olduğu söylenemez. Korakor top kapma mücadelesinden galip çıkan olması için ancak ‘bireysel/basit hata’ gerekiyordu ki, o da olmayınca önemli bir hadise cereyan etmedi.

Muslera’dan Beşiktaş’a (Cem Dizdar

Muslera’dan Beşiktaş’a (Cem Dizdar

İkinci devre de ilki gibi başladı ama hayli önemli bir farkla! İlkinde dakika dolmamıştı ki Cenk topu Muslera ’ya teslim etmişti. İkincisinde ise tam tersi olunca gol oldu... Ardından oyun tamamen Beşiktaş’ın eline geçti ama onlar nasıl yaptılar bilmiyorum maçı bir tür ‘kaçan kaçana’ya dönüştürmeyi başardılar! Tam tribünde “Yallah cinler yallah! Kış kış cinler kış kış a başlamıştı ki seken bir topta Tosiç ‘cinleri kovdu.’ Maçın hikayesini gol belirleyecekti, onu da ev sahibi attı ve hikaye onun için ‘mutlu son’la bitti

Baş döndürücü  (Serkan Akcan)

Baş döndürücü (Serkan Akcan)

Son zamanlarda izlediğim en tempolu derbilerden biriydi. Beşiktaş bu sezon hiçbir maçı bu kadar domine etmemiştir. Oyunun ilk yarısındaki 10 dakikalık bir bölümü çıkarırsak, her dakikanın hakimiydi Güneş ve öğrencileri. Dominant bir futbol, kaçan onca pozisyon ve atılan sadece 3 gol. Hafta içinde oynanan Manisa maçına yakın skor oluşabilirdi, Beşiktaş o kadar pozisyona girdi ve kaçırdı işte.

Güneş, Tudor’u ezdi (Serkan Akcan)

Güneş, Tudor’u ezdi (Serkan Akcan)

Güneş 3 yıldır bir tezin peşinde, kimsenin oynadığı futbola bakmıyor, kendi standartını geliştiriyor. Dün gece Tudor’a karşı ezici bir üstünlük sağladı. Galatasaray’ı sahadan sildi. Tudor’un reaksiyonsuz kalışı hezimeti çağırdı. Güneş, Talisca’sız başlayıp Oğuzhan-Tolgay ile topa sahip oldu, ikinci yarı ise Porto maçından bile iyi oynadılar. Devrenin başlangıç düdüğünün üzerinden 35 saniye geçmemişti ki Gökhan Gönül’ün sıradan ortasını Muslera elinden kaçırdı ve Cenk’e asist yaptı. Muslera uzun zamandır kötü oynuyor ama Beşiktaş’ın galibiyetini rakibin kötülüğü üzerinden okumak doğru olmaz. İnanılmaz bir derbi oynadı Beşiktaş. Son yılların en iyi futbol performansıydı.

Tosiç’in golü tepkiydi  (Serkan Akcan)

Tosiç’in golü tepkiydi (Serkan Akcan)

Tosiç’in yetenekleri tartışılsa da fedakar ve iyi niyetli futbolu, su götürmez bir gerçek. Pepe ile Gomis’e adım attırmadılar. İlk golü attıktan sonra Güneş oyuna bir de Medel’i alarak direnci yükseltip, Galatasaray’ın gardını iyice düşürdü. 55 ile 66 arası Beşiktaş durumu 4-0’a getirebilirdi. Oğuzhan, Quaresma ve bir daha Quaresma ile yüzde 99’luk pozisyonlar kaçarken Beşiktaş hep fazlasını vaat ediyordu. Tosiç ağları bulduğunda sanırım Beşiktaş’ta deneyip de gol kaçırmayan tek oyuncu oldu.

Tudor’a büyük geliyor (Serkan Akcan)

Tudor’a büyük geliyor (Serkan Akcan)

Tudor oynarken büyük futbolcuydu ama henüz büyük takım hocası değil. İddia ediyorum; Galatasaray’ın forması 10 büyük maçtan birini kazanır. Hocasız çıksın kazanır. Fenerbahçe derbisinden bu yana oyun her gün yeni bir icat, yeni bir tercih. Futbolcuların bile başı döndü artık. Fenerbahçe, Trabzon, Başakşehir ve son olarak Beşiktaş derbisi gösterdi ki Tudor için Galatasaray bir beden büyük.

İlk golde koptu! (Erman Özgür)

İlk golde koptu! (Erman Özgür)

Başakşehir maçından çok önemli dersler çıkarmış Tudor. Beşiktaş’ın iç sahada anahtar oyuncusu Quaresma’yı Denayer ile savunup, takım halinde orta sahanın göbeğini kalabalık tutarak rakibinin oyunu dikine oynamasını engelledi. Topa hakim olmadan da doğru bir oyun oynanabileceğinin örneklerini sergilerken savunmada Fernando’nun başarılı oyunu dikkat çekti. Hücumda ise Rodriques ve Feghouli üzerinden de Beşiktaş’ın zaafiyetlerini aradı. Ancak uygun fırsatlar yakalamasına rağmen son paslarda ya beceriksiz ya da ağır kaldılar.

Tosic ders verdi! (Erman Özgür)

Tosic ders verdi! (Erman Özgür)

Beşiktaş ise Quaresma ve Cenk Tosun’u topla daha çok oynayan taraf olmasına rağmen topla buluşturamadı. Talisca kulübede olunca şut atma konusunda da çok deneyen oyuncusu olmadı. Pozisyonsuz, işlerin Galatasaray için iyi gittiği bir ilk yarı oldu. İkinci yarının başında ise Beşiktaş’ın imdadına Muslera yetişti. Sektirdiği topta Cenk Tosun’un attığı gol ve adeta freni boşalmış bir kamyon misali yokuş aşağı giden bir Beşiktaş çıkardı ortaya.

Oğuzhan’ın müthiş oynadığı, Galatasaray defansının arasına Cenk Tosun, Quaresma, Oğuzhan en az 4-5 kez sızarak Muslera ile baş başa kaldılar. Fakat son vuruş beceriksizliği maçın kopmasını biraz geciktirdi. Arkadaşları kadar yetenekli olmasa da Tosiç gol vuruşu nasıl yapılır gösterirken, Beşiktaş’ın oyuna girenleri Medel ve Negredo fişi çeken golü yaptılar.

Hakedilen 3 puan  (Erman Özgür)

Hakedilen 3 puan (Erman Özgür)

Sonuçta daha çok ihtiyacı olan, daha fazla topla oynayan, sezonun en fazla pozisyonuna giren Beşiktaş hakkettiği bir galibiyet aldı. Şampiyonlar Ligi stresini bir kenara bırakan ve artık tüm ağırlığını lige vereceğini belirten Siyah-Beyazlılar, derbide bunu net bir şekilde gösterdi. 3- 0’lık skor ve futbol, son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş’ın zirve yarışından asla kopmayacağının kanıtı. Galatasaray tarafında ise Muslera’nın beklenmedik hatası tüm oyun planlarını bozarken, golden sonra çok dağınık ve ne yaptığının farkında olmayan bir görüntü veren Sarı- Kırmızılılar’da Tudor’un elinden hiçbir şey gelmedi.

İki penaltıyı atladı (Deniz Çoban)

İki penaltıyı atladı (Deniz Çoban)

Maçın hakemi Fırat Aydınus, Siyah-Beyazlılar’ın iki penaltısını vermeyerek büyük bir hataya imza attı. Eğer Beşiktaş galip gelmeseydi, bugün hedefte MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ve Aydınus olacaktı.

Beşiktaş’ın maçı net bir skorla kazanmasına şüphesiz Beşiktaşlılar çok sevindiler. Bu skora Fırat Aydınus ve Yusuf Namoğlu da bir o kadar sevinmiştir. Sakın söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Şunu ifade etmek istiyorum: Maç içerisinde Aydınus, Beşiktaş aleyhine önemli iki hataya imza attı. Beşiktaş puan kaybetmiş olsa; bugün hedefte Namoğlu ve Aydınus olacaktı. Bu anlamda skor en çok bu iki ismi rahatlattı.

Belhanda’nın pozisyonu penaltı (Deniz Çoban)

Belhanda’nın pozisyonu penaltı (Deniz Çoban)

Maça gelecek olursak; Belhanda’nın şutunda Gökhan’ın yerde eline gelen topta Aydınus’un devam kararı doğruydu. Gökhan’ın kolunun doğal bir hareketi vardı. Topa penaltıyı gerektiren bir teması yoktu. Tolgay ile Gomis’in kafalarının çarpıştığı pozisyonda kırmızı kart yanlış olurdu. En fazla sarı kart olabilirdi. 35’te Gökhan’ın ortasında Belhanda’nın eline gelen topun penaltı olduğunu düşünüyorum. Belhanda’nın her ne kadar sol kolu vücuduna bitişik olsa da, sağ kolu açıktı. Top açık olan sağ eline gelmişti.

Cenk’e ceza gelebilir (Deniz Çoban)

Cenk’e ceza gelebilir (Deniz Çoban)

39’da Oğuzhan, Fernando mücadelesi net bir penaltıydı ama Aydınus devam dedi. Pozisyonda Oğuzhan’a bir temas yoksa (ki net bir temas var), o halde aldatmadan Oğuzhan’a sarı kart gerekirdi. Bu maçta dikkatimi çeken bir konu oldu. 59. dakikada hakemin kararını beğenmeyen Cenk’in dudaklarından bazı sözler döküldü. Caner olayından sonra, TFF’nin hukuku ikinci plana atarak Caner’e verdiği haksız cezadan sonra; bakalım Cenk’e de bir yaptırımı olacak mı?

Çok kolay oldu (Yemen Ekşioğlu)

Çok kolay oldu (Yemen Ekşioğlu)

Beşiktaş, Galatasaray’ı bir daha böyle yakalayamazdı. Abartmıyorum, en az 7-8 golle bitecek maç 3-0 bitti. Atılan goller çok güzeldi. Ama Negredo’nun golüne çok sevindim. Çünkü haftalardır kupa maçlarından sonra böyle bir morala ihtiyacı vardı.

Aydınus’a tam not (Yemen Ekşioğlu)

Aydınus’a tam not (Yemen Ekşioğlu)

Sezonun Beşiktaş açısından en önemli derbisinde maalesef her iki takımda da teknik adamlar, oyunculardan daha çok yazılı ve görsel medyada boy gösterdiler. Biz de hâlâ nerelerdeyiz. Beşiktaş dün gece futbolun güzelliklerinden mükemmel dakikalar yaşattı taraftarına. Müsabakanın hakemi hakkında çok spekülasyonlar vardı. 40. dakikadaki pozisyonda benim tribünden gördüğüm kadarıyla Oğuzhan’a yapılan hareket penaltıydı. Ben ‘görmedi’ diyorum ancak bunun dışında Fırat Aydınus ve ekibi müsabakanın üstüyle başıyla fazla oynamadı.

Tek kale maç (Yemen Ekşioğlu)

Tek kale maç (Yemen Ekşioğlu)

Lider Galatasaray’ın tek bir pozisyonu var. Beşiktaş tek kale oynadı. En azından bilhassa ilk yarı bir gol bulması gerekiyordu. Bu da ilk yarı için söylüyorum. Cenk çok yalnız kaldı. Ona yakın oynaması gereken Oğuzhan penaltı pozisyonu dışında yoktu. Pepe ve Tosic’e şimdiden yer ayırmak istiyorum. İyi değil, çok iyiydiler. İkinci yarı golden sonra 10 dakika Beşiktaş top kayıpları yapsa da geri kalan 35 dakika önce 2’yi sonra 3’ü buldu. Oğuzhan, Gökhan ve Quaresma tarihi rekoru yaşayacağı bir maçı maalesef 3-0’la tamamladı.

Nerede dünkü Beşiktaş? (Yemen Ekşioğlu)

Nerede dünkü Beşiktaş? (Yemen Ekşioğlu)

2-0’dan sonra Şenol hoca sahanın iyilerinden Atiba’yı çıkartarak Medel’i oyuna aldı. Dünkü müsabakadan çıkan oyuncuları girenler hiç aratmadı. Aksine Beşiktaş taraftarını mutlu ettiler. Beşiktaş’lı futbolcular maç mı seçiyorlar? Nerede dünkü Beşiktaş. Ama bir gerçek var ki Şenol hoca başta olmak üzere bütün futbolcuların alnından öpüyorum.

Kartal, lider avında (Orhan Yıldırım)

Kartal, lider avında (Orhan Yıldırım)

Beşiktaş, zirve yarışı için; ‘tamam’ ya da ‘devam’ niteliği taşıyan derbide gülen taraf oldu. İlk yarı hakeme takılan(!) Güneş’in ekibi, ikinci yarı Galatasaray’ı sahadan sildi. Maça lider olarak çıkan Tudor’un takımı, pozisyon bulmakta zorlandı. Buna karşılık kalesinde büyük açıklar verdi. Taktik savaşlarının öne çıktığı dev maçta, Güneş’in kenar hamleleri skora etki yaptı. Tudor’un oyuncu değişiklikleri ise ne sahaya, ne de tabelaya yansımadı. Müthiş taraftar desteğini arkasına alan Kartal, zirve ortaklığını iyice pekiştirdi.

Cenk atsa... (Orhan Yıldırım)

Cenk atsa... (Orhan Yıldırım)

Derbinin ilk dakikasında Cenk; bomboş pozisyonda topu kale yerine Muslera’ya nişanladı! Golcü oyuncu bu golü atsa, Kartal maça önde başlayacaktı, olmadı. Ardından baskı sürdü, taraftarın da desteği ile, Güneş’in ekibi topla daha çok oynadı. Buna rağmen karşı kalede istediği net pozisyonlara giremedi. İlk yarım saat yediği baskıdan bunalan Galatasaray, oyunda dengeyi kurma adına kontratak denemelerinde bulundu. Nitekim Rodrigues ile de bulduğu müsait pozisyonda golü kaçırdı.

Aydınus’tan uzun atlama! (Orhan Yıldırım)

Aydınus’tan uzun atlama! (Orhan Yıldırım)

Her iki takım ilk yarı boyunca beklenen futbol ziyafetinden uzak kaldılar. Maçı alıp götüren, öne çıkan kimse olmadı. Ancak bu yarıda Fırat Aydınus tam aksi görünüm sergiledi. Önce Tolgay’a top ile alakası olmayan Gomis’in kafasında kırmızı kartını çıkarmadı. 39’da ise Oğuzhan’ın, Fernando tarafından indirilmesinde net penaltıyı vermedi. Kötü futbol ve ‘berbat’ yönetim derbiyi sıradan maç haline getirdi.

Kartal tempo yapınca (Orhan Yıldırım)

Kartal tempo yapınca (Orhan Yıldırım)

İkinci yarı ilk dakikadan itibaren bambaşka bir Beşiktaş vardı sahada. Henüz 46’da Gökhan’ın ortasında Muslera topu kaçırınca, Cenk affetmedi: 1-0.. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Kartal, öne geçmenin avantajı ile kapanıp skoru koruma yolunu seçmedi. Tam tersine farka gitmek için yüklendi. Oğuzhan ve ardından Quaresma ile iki net pozisyonda, o farkı kaçırdı. Pes etmeyen Kartal, 70’te durumu 2-0’a taşıdı. Babel’in şutundan seken topu düzelten Tosic, hücum hattına ders verircesine düzgün vurup, golünü attı: 2-0.

Gomis de olmasa (Orhan Yıldırım)

Gomis de olmasa (Orhan Yıldırım)

Galatasaray’da karşı kaleye düşünen bir tek Gomis vardı. Çok mücadale etti. İstediği topları alamayınca da, gerilere kadar geldi. Kendi yarattığı pozisyonda ise Fabri’ye takıldı. Koca maçta lider takımda Gomis’e ayak uyduran kimse olmadı. Karşılaşmada son sözü Medel’in pasında Negredo söyledi: 3-0.

Burnunun dibini göremiyor! (Emre Tilev)

Burnunun dibini göremiyor! (Emre Tilev)

Görülen köydü bu. Farklı olacaktı, Beşiktaş baskın, Galatasaray karşılayan. Bu kadar ezilecek miydi? Bu kadar çaresiz kalacak mıydı? Bu kadar anlamsız ve futbol aklından uzak değişimler olurmuydu? Teknik adamları takımlarda değiştirsin, bu maçı yine Güneş kazanırdı.

Real Madrid’i koyun Tudor onun ile de kaybederdi. Galatasaraylı değil mezarından kalksa; Cruyff, Rimus, Derwall bu değişimleri anlayamaz. 86. dakikada 2-0 yenik takım sol bek değiştiriyor. Oyuna hamle hiç yok. Tamam. Tudor bu noktalarda eksik, Peki yardımcıları? Galatasaray taraftarı bugün öfkeden ve bu kadronun oyunundan çok sinirli.

İzlediklerim beraber konuştuklarım öyleydi. Ve soruyordu hepsi. Un var, şeker var, yağ var... Lakin helvayı karacak el yok... Futbolun zihni bugün 10 milyon öfke baloncuğu ile beslendi. Yarın için ışıklar kapalı Çünkü önünü, yanını ve burnunun dibinin futbol mantığını görmeyen bir yapı var.

İtirazım var Mehmet abi! (Hakan Ateşler)

İtirazım var Mehmet abi! (Hakan Ateşler)

Lider Galatasaray'ın Beşiktaş karşısında mağlup olacağını düşünmeyen, söylemeyen, tahmin etmeyen var mıydı?

Galatasaray kötü takım mı? Asla değil. Ama... Hocası çok kötü... Bir iş yerinde, bir stajyerden ya da işe yeni girmiş birinden müdür olur mu? Tabii ki olmaz. Tudor'dan en azından belirli bir tecrübe elde edinceye kadar büyük takım hocası olmaz! Hayır olmaz. Mehmet (Demirkol) abi, Ntvspor'da hep ilgiyle dinlediğimiz programında diyor ki, "Bu maç 0-0 da bitebilirdi...Galatasaray'ın çıkardığı bu kadroya itiraz edilmez. Tudor'un kötü bir planı yoktu, Hiç plan sunamadı bize. Bu sadece Tudor'luk bir olay değil"

Mehmet abi... Sana itirazım var. Bu maç 0-0 bitmezdi. 2010'daki Fenerbahçe'nin son hafta şampiyonluğu kaybettiği Trabzonspor maçı bile 1-1 (0-0 da) biter ama bu maç bitmezdi. Tudor'un planı vardı ve çok kötüydü. Belhanda ve Feghouli gibi iki hayaleti aynı anda sahada tutmak, Yasin'i kesmek, Denayer'i 11'e almak. 3'lü savunmayla çıkmak... Hele Beşiktaş'a karşı... Hele deplasmanda... 86'da Denayer'i çıkarıp, Linnes'i almak... Yorum bile yapamıyorum.

Yok Mehmet abi... Bu sadece Tudor'luk bir olay! Galatasaray çok iyi oyuncualara sahip olan çok kötü bir takım. Bu sadece Tudor'luk bir olay. Hocaları yer değiştirelim. Şenol Güneş'i sadece 1 günlüğüne Galatasaray'ın, Tudor'u da yine 1 günlüğüne Beşiktaş'ın başına geçirelim. Şenol hocanın Galatasaray'ı maçı yine en az 3-0'lık skorla kazanırdı.