Kazanmak güzel ama!
kinci yarıda Hiddink hatasından dönerken, hemen başlarda bulunan bir golle milli takım coşkulu oynamaya başladı. Ardından 10 kişi kalan rakibin üstüne daha fazla gittik.
Oyuna Kazakistan galibiyetinin moraliyle başlayan ve bir o kadar da ilk maçtaki hataları tekrarlayan Ay-Yıldızlılar’a, Hiddink’in yanlış oyuncu tercihlerinin de eklenmesiyle tutuk, amaçsız bir ilk yarı izledik. Forvetsiz oyun, kanatsız oyunla da birleşince sadece Arda’nın bireysel yeteneklerine bağlı, saman alevi gibi parlayan pozisyonlarımızla geçti ilk 45 dakika. Yan top zaafımızın ilkinin golle sonuçlanması, sadece bu maçlık değil. Daha önce oynadığımız bir çok maçtaki düzeltemediğimiz hatamızdı. Yan toplarda eylemi yapacak oyuncuya, ‘vuramazsan vurdurma’ ilkesi geçerlidir. Ama bunu maalesef yapamıyoruz. Fizik olarak eksik oyuncularımıza, uzun boyu olup da kafa vuramayan oyuncularımız eklenince, belki de çok rahat kazanabileceğimiz maçları her zaman zora sokuyoruz.
Belçika, yetenekleri kısıtlı, ama tam bir Avrupa takımı görünümünde. Önlemlerini iyi almış, bizi dikine oynatmamayı düşünen ve bilhassa Arda ile Emre’nin pas bağlantılarını kapatan bir anlayıştaydı. Bunu da ilk yarı boyunca iyi başardılar.
İkinci yarıda Hiddink hatasından dönerken, hemen başlarda bulunan bir golle milli takım coşkulu oynamaya başladı. Ardından 10 kişi kalan rakibin üstüne daha fazla gittik. Oyunu rakip sahaya yığdığımız anlarda da Semih’in golüyle bu coşku devam etti. Ama aynı yan top hastalığımıza kaleci hatası da eklenince, tekrar zor anlar yaşamaya başladık. Özellikle ikinci yarıda Sabri ve İsmail’in kanat bindirmeleri maçı kazanmamız noktasında çok önemli rol oynadı.
Maçın kahramanları Arda, Emre ve Hamit’ti, tabii ki iki bek oyuncusuyla beraber. Eksiklerimizin olduğu da düşünülürse, bu eksiklere rağmen iki maçta alınan 6 puanın çok büyük avantaj olduğunu düşünüyor, EURO 2012 yolunda gelece ümitle bakıyoruz.